"Aynı çatı altında 8 farklı ürün"
Siparişleriniz için:

0216 645 6363

Pirintaş Ücretsiz Kargo Hizmeti

Baskı Öncesi

Baskı Öncesi Hazırlık

Baskı öncesi hazırlık genel anlamda film hazırlık olarak algılanır. Baskı öncesi hazırlıkta film, en son aşamadır. Bu aşamaya gelmeden önce yapılanlar ayrıntılı olarak incelendiğinde önemini daha iyi anlayacağız. İnceleyeceğimiz parçaların hepsi, mükemmel olduğu zaman doğru bir iş çıkartabiliriz. Kaliteli bir iş üretebilmek için gerekli olanlara uymadan var olan standartlara ulaşmak mümkün değildir. Baskı öncesi hazırlığı yapılacak olan bir işin, değişik iki süreci vardır. 1) Konvansiyonel (klasik yöntem) 2) Dijital Her iki süreçte Aynı malzeme ve aynı standartlar kullanılır. Ayrıldıkları tek nokta ise, bilgisayar ortamı kullanılmasıdır. Günümüzde artık konvansiyonel ortamlar terkedilmektedir. İster konvansiyonel isterse de dijital ortamda hazırlansın, yapılacak işin bilgilerini içeren malzemelerin, standart olarak kabul gören özelliklere sahip olması onun kalitesini belirler. Kaliteli bir sonuç ancak kaliteli orjinal, dia, opak, v.b. malzemelerin kullanılması ile mümkündür. Bu malzemelerdeki eksiklikler zaman ve maliyet artışlarına yol açtığı gibi en önemlisi de kaliteyi düşürür. Kötü çekilen bir dia (slayt), ne kadar iyi taranırsa (scanner) taransın, bilgisayar ortamında renk rütuşuda yapılsa yinede ancak belirli sınırlarda düzeltilebilir. Kötü bir iş bizi hep başlangıç noktasına götürür. Öyleyse, başlangıç noktamız nedir? Bu konuya geçmeden önce konvansiyonel diye adlandırdığımız ve geçmişte yapılan çalışmayı inceleyelim. •Klasik Yöntemlerle Hazırlık Bir grafiker veya ressam, yapacağı işi ayrıntılı olarak düz bir kağıda yada genellikle milimetrik kağıda, kurşun kalem, cetvel, gönye v.b. araçları kullanarak trase çizerdi. Bunlar, üzerine yapıştıracağı malzemeleri gönyelemeye ve hizalamaya yardımcı olurdu. Eğer varsa orjinal kalemlerle (rapido adı verilen ve farklı kalınlıktaki herbir çizgi için ayrı ayrı kullanılan kalemlerdir) çizgi ve çerçeveleri çizerdi. Resim alanlarını, hangi malzemeyi kullanıyorsa dia veya opak olabilir, kurşun kalemlerle boyutlandırır ve kadrajlardı. Tipografiyi ise ya dizdirip yada letraset adı verilen folyolar üzerindeki harfleri kağıda transfer ederdi. Eğer renk kullanacaksa, orjinal üzerine eskiz veya aydınger kağıt kaplayıp, renkle ilgili açıklamaları burada yapardı. Bu çalışma bitiminde film atölyesi önce, gelen işin orjinalinin 1/1 negatifini elde eder, sonra dia ve opak malzemeleri scannerde tarar ayrı ayrı (CMYK) şablonlarını oluşturur ve bunları orjinalden elde ettiği negatiflerle birleştererek her rengin tek bir tabakada olmasını sağlardı. Daha geçmişte ise tipografi (yazı) ayrı, renk ayrımları (dia ve opaklar) ayrı olur, bunlar montajcılar tarafından birleştirilirdi. Dia ve opakların, tipografik özellikleri içeren orjinallerle birleştirilmesi sırasında, tekrar tekrar kopyalamak zorunda kalındığından (negatif+pozitif) ve her kopyalamada kayıplar oluştuğundan, çıkan sonuç günümüz koşullaryna göre mükemmel olmazdı. Kuşkusuz halen bu yöntemleri kullananlar var. Bir çok konuda başarılıda oluyorlar ama, uzun ve zahmetli bir iş olduğundan zaman ve paraları da boşa gidiyor. Diyelim ki dekupe yaptırmak istediniz, yapılacak işlem daha zahmetli bir hale geliyor ve hele birde iki dekupeyi üst üste yada bir dekupeyi herhangi bir başka dianın içine pas etme (gömme) işi olursa... Bu zorluklarla film sektörümüz uzun süre boğuştu. Bilgisayarlar işin içine girmeseydi halen bu zorluklarla çalışılmaya devam edilirdi. Kısaca klasik yöntemler bunlardı. •Dijital Yöntem Peki şimdi ne yapılıyor? Grafikerlerin elinin altında masaüstü scanner, bilgisayar ve yazıcılar var. Tasladıklarını bilgisayar aracılığıyla oluşturup, dia veya opaklarını tarayıp (scannerda), uygun kadrajlarını vermesi, hatta varsa logo veya kolajlarını da tarayıp, kadrajlaması ve lazer aracılığıyla kağıda dökmesi mümkün. Biz bir orjinalin baskı ortamına geçişte, dijital ortama aktarılmasını, onun malzemelerini ve bilgisayarda yapacaklarımızı ve sonrasını inceleyeceğiz. Bunlar; 1- Görsel Malzemeler Dia, Opak, Kolaj, İllustrasyon 2- Orjinal Marj Tanımları Kesim payları, 3- Forma, Montaj 4- Renk Tanımları RGB, CMYK, SPOT, TİRE, DUOTONE 5- Baskı ortamları Tram, Kağıt, Film, Kalıba aktarım 6- Bilgisayar Ortamı Programlar 7- Dosya formatları 8- Servis bürolarına iş yollama. • Renk Bilgisi Yaşadığımız dünyayı renksiz düşünebilirmisiniz? Renk yaşamdır. Renkler aydınlığın çocuklarıdır, ışık ise renklerin anası. Cisimler ışıktan can alır, görünür hale gelir; ışıksız renkler yok olur, karanlık hakim olur. Renk yaşamdır. Hiç bir şey yağmurlu bir sabahta gördüğümüz gökkuşağı kadar bizi duygulandırmaz. Yıldırım bizi korkutur. Sabahleyin erken saatte gördüğümüz kuzey ışığı ruhumuza huzur ve dinginlik verir. Renklerin görsel, duygusal dilini öğrenmek işin doruk noktasıdır. Renklere gösterdiğimiz tepkiler biraz da geçmişteki deneyimlerimize bağlıdır. Dinler, gelenekler, inançlar, moda, reklam bizim renklere olan tepkimizi şekillendirir. Renklerin bilincinde olsak da, olmasak da üzerimize olan etkilerini görürüz. Bu etkileri pozitif ve negatif kutuplara ayırmak doğru olur mu? Tartışılmalı. Gelin renkleri biraz tanıyalım. Nasıl mı? Biraz fizik, biraz fizyoloji, biraz psikoloji. Renkler üzerinde düşünmek doğanın ölümsüz yasaları üzerinde kafa yormaktır. Renklerin üzerimizdeki etkisini onları var eden maddelerin etkilerinden ayrı düşünebilirmiyiz? Spektral renklerin dünyasına ilk defa 1876'da fizikçi Sir Isaak Newton girmiştir. Daha sonra renkli algılamada üç rengin yeterli olacağını "Young" dile getirmiştir. "Maxwell" bu üç rengi görünür ışık spektrumunun başı, ortası ve sonuna denk gelecek şekilde "Kırmızı", "Yeşil" ve "Mavi"• • • olarak saptamıştır. Ancak üç reseptörün bulunması 1957'de fizyolojist "Rushton"a kısmet olmuştur. Rushton gözde "Erythrolabe" (Kırmızıya duyarlı) "Chromolabe" (Yeşile duyarlı) ve "Cyanolabe" (Maviye duyarlı) adını verdiği üç reseptör tespit etmiştir.Bu üç reseptör birlikte uyarıldığı zaman beyaz, hiç biri uyarılmadığı zaman ise siyah algılanır. İki reseptörün birlikte uyarılmasından ikincil renkler algılanır. %50 • Kırmızı + %50 • Yeşil = • Sarı %50 • Yeşil + %50 • Mavi = • Cyan %50 • Kırmızı + %50 • Mavi = • Magenta (Mor) %33 • Mavi + %33 • Kırmızı + %33 • Yeşil = • Beyaz Bu üç reseptörden filogenetik olarak belli bir dalga boyuna ilk özgünleşen mavidir. Kırmızı ve yeşil maviden daha sonra ayrıldığı için bu renklerle ilgili renk körlüğüne daha sık rastlanır. Algılanan bilgiler beyinde oksipital loba taşınır. Burada V1 adındaki alanda renk ve renkli formlara duyarlı hücreler blob denen kümeler oluşturur. Siyah/Beyaz formlara duyarlı hücreler ise interblob alanlarda toplanmaktadır. Renk bilgileri daha sonra yine oksipital lobda olan V4 alanına taşınır. V4 renkli algıya ayrılmış özel alandır. V4'de oluşan problemler akromatopsi (renkli algının bozulması) ile birlikte seyreder ve hasta dünyayı grinin tonlarında algılar. Renk belleği ise genelde sözel ve duygusal renk bellekleri olarak yapay bir şekilde sınıflanır. İşin bundan sonraki kısmı sanatçıların ve psikologların alanına giren konulardır. "Newton" daha sonra kendi geliştirdiği renk halkasını uç uca birleştirerek spektrumda eksik olan Magenta rengini oluşturdu. Daha sonra bu halkayı 12'ye bölerek renklerin sistemli bir şekilde değerlendirilmesinde belki de ilk adımı atmış oldu. Bauhaus sanat okulunda renk eğitimi veren "Iten", öğretisini bu temele dayandırdı. Boyaların karıştırılması sonucunda ortaya çıkan renkleri açıklayan "Çıkartma" veya "Substraksiyon teorisine" göre Cyan, Magenta ve Sarı • • • renkleri ile tüm renklerin aslına yakın reprodüksiyonu mümkün olmuştur. Bu üç renk günümüzün matbaası ve renkli filmlerin temeli oldu. Çıkartma teorisine göre ortak olan renk yansıtılır, geri kalan renkler emilir ve görülmez. Örneğin Mavi ve Yeşil reseptörleri uyaran Cyan ile Yeşil ve Mavi reseptörleri uyaran Sarı boyaların karıştırılması sonucu her iki boyada ortak renk olan yeşil görünür, geri kalan renkler diğer boya tarafından emilir. Mavi sarı tarafından kırmızı ise cyan tarafından emilerek yok olur. %50 • Cyan + %50 • Magenta = • Mavi %50 • Cyan + %50 • Sarı = • Yeşil %50 • Sarı + %50 • Magenta = • Kırmızı %33 • Cyan + %33 • Magenta + %33 • Sarı = • Siyah Gördüğümüz çoğu renk "absorpsiyon" yolu ile oluşmuştur. Burada bir madde, gelen ışıkta bazı dalga boylarını absorbe ettikten sonra geriye sadece göründüğü renge ait dalga boylarını yansıtır. Transparan maddeler yansıttığı renkte değil, içinden geçirdiği dalga boyları renginde görünür. Bazı floresan boyalar aldıkları ışığı dalga boyunu değiştirerek farklı bir renkte ve dalga boyunda yansıtırlar. Fosforesan boyalar ise aldıkları ışığı depolayıp uzun süre saçabilirler. Bazen ışığın kendisi renklidir. Işığın kaynağı Kırmızı alev gibi sıcak veya neon/ateş böceği kimyasal ışığı gibi soğuk olabilir. Sabun köpüğünde ve su yüzeyindeki ince filmlerde bibirine çok yakın iki yansıtıcı yüzey vardır. Oluşan renkler, iki ayrı yüzeyden yansıyan ışık dalgaları arasında oluşan interferans sonucu oluşur. Bazı kelebek ve böceklerdeki doygun mavi ve yeşiller, CD ve plaklardaki renkler, difraksiyon (saçılma) yoluyla oluşur. En değerli yeşil renk ($) bu yolla oluşur. Gök yüzünün mavisi ise, toz ve su parçacıkları tarafından saçılan kısa dalga boylarından oluşur. Görme işi nefes alma gibi kendiliğinden gelişen bir eylem değildir. Çeşitli insanlar renk uyumundan bahsederken farklı şeylerden bahsettikleri çok kolay anlaşılabilir. Görünen şeyler renk, form, doku, gölge, hareket ve anlam açısından değerlendirilirler. Gördüklerimizi kıyaslama yoluyla değerlendirdiğimizi söylersek çok yanlış olmaz. Renk algılamasında insanların kıyaslama için kullandığı yedi kriter olduğunu öğrenmek, sınırsız renk dünyasında bizi kıyıya ulaştırır. 1. Renk kontrastı, yedi kontrast arasında en basit kontrasttır. Renk kontrastı, renk dairesindeki renklerin en saf şekillerini kullanarak oluşturulabilir. İki renk ile bir kontrast yaratırken örneğin karşı karşıya gelen iki renk kullanılabilir. Mor/Sarı en basit diadlardan biridir. Triadlar renk halkasından eşkenar bir üçgen oluşturacak şekilde seçilebilir. Ressamların en çok sevdiği sarı/kırmızı/mavi bu şekilde oluşturulmuş güçlü bir triaddır. İkiz kenar üçgenlerin etkileri daha çok diadlara yakındır. Ayrıca kare kullanarak üç farklı tetrad yaratmak mümkündür. 2. Açıklık/koyuluk kontrastı Gece/Gündüz tekrarlanan ve yaşamımızın en vazgeçilmez kavramlarından biridir. Aydınlık/karanlık, açık ve koyu kutuplarını açıklayan en güzel renkler Siyah ve Beyaz'dır. Beyaz gözdeki koni ve basillerin en şiddetli uyarılma, siyah ise dinlenme halidir. Grinin tonları ve tüm renkler, siyah ve beyaz arasında yer alır. Açıklık/koyuluk kontrastı grinin tonlarında kullanılabileceği gibi renklide de açık ve koyu renkler tarzında kullanılabilir. 3. Sıcak/Soğuk kontrastı yedi kontrast arasında en dikkat çekici kontrasttır.Alev ve sıcağı düşündüren renkler arasında sarı, turuncu ve kırmızı sayılabilir. Yapılan deneyde Mavi bir odada oturanlar, kırmızı bir odada oturanlara göre daha çabuk üşümeye başlamışlar.Sıcak/soğuk kontrastını bazı kelimelerin uyandırdığı duygularda görebiliriz. Gölge/Aydınlık, Şeffaf/Mat, Semavi/Dünyevi, Uzak/Yakın, Buzul/Çöl, Islak/Kuru vs. Sıcak soğuk kontrastı kullanılarak çok güçlü duygular elde edilebilir. 4. Doygunluk kontrastı: Renk dairesinin kenarında kalan renklerin hepsi doygun renklerdir. Dairenin ortasına yaklaştıkça doygunlukları azalır ve grileşirler. Renkler saf halleriyle dikkat çekici özellik taşırlar. Doygun renkler doğada genelde zehirli ve tehlikeli olmanın işaretidir. Saf renklere beyaz karıştırılınca daha barışçıl ve dinlendirici bir özellik kazanırlar. Siyahın karışması ile renkler hastalıklı ve melankolik bir özellik kazanır. Renklerin saf olarak kullanılması "ben önemliyim" veya "ben buradayım" anlamını taşır. 5. Komşuluk kontrastı: Büyük, kırmızı bir zemin üzerinde küçük, siyah bir kare ne renk görünür? Tuhaftır ama, kırmızıya komşu olan renkler koyu cyan rengine doğru bir değişiklik gösterir. Göz başka renklere komşu olan renkleri komplementer renklere yaklaştırarak görür. Kırmızı kravatlar üzerinde siyah iplik kullanan üretici ipliğin siyah olduğu konusunda ısrar edince büyük zarara uğramıştır. Siyah iplik yerine kahverengi iplik kullansa idi, büyük zararın önüne geçilebilirdi. Beyaz etrafındaki renklerin parlaklığını azaltır ve sönük görünmelerine sebep olur. Siyah ise etrafındaki renklerin daha parlak ve canlı görünmesini sağlar. 6. Komplementer (tamamlayıcı) kontrast: Boyalar birbirine karıştırıldığı zaman, Siyah/Gri renk oluşturan renkler tamamlayıcıdır. Bunlar Cyan+Kırmızı, Sarı+Mavi ve Magenta+Yeşildir. Fizyolog Hering'e göre, insan gözü gri rengi arar. Hering'e göre grinin anlamı göz dibindeki algılama hücreleri olan koni ve basillerin uyarılma durumunun dengelenmiş olmasıdır. Bu durumda birleşmesinden gri renk doğan renkler, "harmonik" sayılırlar. Toplamı gri olmayan renkler ise ilgi çekici veya uyumsuz olacaktır. 7. Alan genişliği kontrastı: Her rengin etkisi kapladığı alan kadardır. Ancak birden fazla renk söz konusu olduğunda hangisinden ne oranda kullanılacağı belirlenmelidir. Renkleri dengeye dayalı kullanmak amacıyla Gothe, renklere dikkat çekme özelliklerine göre ağırlık değeri vererek bazı rakamlar tahsis etmiştir. Sarı 9, Turuncu 8, Kırmızı 6, Mor 3, Mavi 4, Yeşil 6. Tüm renkleri kapsamamasına rağmen Gothe'nin değerleri benimsenmiş, bazı ressamlar bundan yola çıkarak bu rakamlar ile uyumlu alan ölçümlerini tekrar hesaplamışlardır. Sarı 3, Turuncu 4, Kırmızı 6, Mor 9, Mavi 8, Yeşil 6. Bu alan genişliği değerlerini kullanırsak denge için mor/sarı oranı 9/3 = 3/1 olmalı. Renk küresi: * Ekvator düzlemeinde Newton halkası: Kuzey Kutbunda parlak bir beyaz ve Güney kutbunda parlak bir Siyah bulunan bir küre düşünün. Kuzey ve Güney kutbunu bir birine bağlayan çizgi üzerinde tüm gri tonları bulunsun. Kürenin içini, orta eksene doğru doygunluğu azalan renkler doldursun. Ekvatorde saf renkler, kuzey'e doğru açık renkler, güney'e doğru koyu tonları içersin. Meridyenler üzerinde renklerin açık ve koyu tonları kaplamıştır. Ve işte renkleri oluşturma formülü. Renk küpü: Renk küpleri RGB teorisine göre yapılmış küplerdir. Başka bir ifade ile küp ile görünebilen tüm renkerli ifade etmek mümkün. Küpler RGB teorisinin görselleşmiş halinden başka bir şey değildir.XYZ eksenlerinde RGB değerleri belirli bir ölçek ile ifade edilince, en düşük değerden en yüksek değer kadar tüm renk tonlarını içeren küp şeklinde bir yapı ortaya çıkar. Bu küp üzerinde 0,0,0 noktasındaki renk siyah, 255, 255, 255 noktasındaki renk beyazdır. Diğer köşeler 3 birincil renk olan kırmızı, yeşil, mavi ve üç ikincil renk olan sarı, cyan ve majenta ranklerine aittir. Küpün yüzeyine yakın bölümle genellikle doygun renkleri, siyah ve beyaz köşe arasında çizilen küpün içinden geçen hayali diyagonal'a yakın eksen doymamış renkleri içerir. Küpün tam ortası ise gridir. W. Oswald'a göre, hangi renklerin hoşa gidip hangilerinin etkisiz veya rahatsız edici olduğunu deneyimle öğreniyoruz. Önemli olan bu etkinin nasıl belirlendiğidir. Doğada bulunduğumuz ortam sürekli bir dinamizm içindedir. Mevsimlerin değişmesi, doğadaki renklerin değişmesi ile kendini belli eder. İlkbahar kendini parlak ve aydınlık renkler ile takdim eder. Sarı beyaza en yakın renktir ve sarı-yeşil sarı rengini şiddetlendirir. Doğada doğurganlık mevsimi başlamıştır. Pembe, paste mavi, sarı mor çiçekler menüsünü görmek mümkün. Sonbaharın renkleri ile ilkbaharın vaatleri gerçekleşir ve renkler en doygun ve en sıcak halleri ile kendini ortaya koyarlar. Kış, tam uyku zamanıdır. Renklerin duyguları aslında bizim duygularımızdır. Aşağıda bir kaç rengi teker teker gözden geçirdik. Kırmızının modülasyonu cennet ve cehennem arasındaki tüm tonları yansıtabilir. Kırmızı siyah üzerinde şiddet ve ateşi temsil ederken, beyaz üzerinde pembe manevi bir aşkın simgesidir. Turuncuya kayan bir kırmızı romantik bir serüvenin başlangıcı olabilir. Beyaz üzerinde kırmızı kan ve ölümü akla getirir. Yüzdeki kırmızılık utanma, kızgınlık ve ateşin belirtileridir. Yukarıda kullanılan kırmızının ağırlığı inkar edilemez, aşağıda kullanıldığı zaman ise yine ağırlığı ile fotoğrafı dengeler. Üç ana formdan kare, iki yatay ve iki dikey kenardan oluşan belirgin hudutları ve kenarları ile ağırlığı ve oturmuşluğu temsil eder. Kareyi kırmızı ile ifade etmek yerinde olur. Altın sarısı, maddenin en yüksek değerini ifade eder. Sarı bolluk, kutsallık, güneş ve zenginliğin simgesidir. Sarı parlaktır ama şeffaf değildir. Bazen karanlığın içinden çıkan ışık anlamında, aydınlığın simgesi olmuştur. Bu anlamda sarı, bilgi anlamına gelir. Ancak bu sarı içerisine gri ve siyah renk karıştırılırsa, yalan, ihanet, ve akılsızlık anlamına gelir. Sarı ister yukarıda ister aşağıda kullanılsın dengeyi, yukarıya doğru hareket ve hafifliği ifade eder. Üçgen, oturmuşluğu dengeyi, yukarıya doğru hareket ve hafiflik ile birlikte ifade eder. Üçgen aynı zamanda derin düşüncenin simgesidir. Bu özellikleri en iyi sarı yansıtır. Yeşil umudun ve doğanın rengidir. Doğurganlık ve huzur yeşilin anımsattığı diğer değerlerdir. Yeşil-sarı ilk baharın gençlik gücünü doruğunda gösterir. Maviye kayan bir yeşilde manevi manevi yaşam ötesi artmaktadır. Yeşil, rengine ve açıklık koyuluk derecesine göre çok çeşitli anlamlar ifade edebilir. Ayrıca kültürel/dinsel faktörler yeşil rengin algısında önemli rol oynar. Güneşli ve mavi bir gökyüzü sağlık ve canlılık fikirlerini uyandırır. Siyah üzerinde mavi, gece parlayan bir neon gibi canlıdır. Gece ve gündüz gökyüzü hep mavi ile özdeşleştirilir. Sualtında görünen denizin derin mavisi yükseklerde gördüğümüz mavi bizi heyecanlandırır. Fotoğrafın alt yarısında kullanılan mavi, ağır ve derin; üstte kullanılan ise hafiftir. Üstte kullanılan mavi özgürlüğün rengidir. Semavi ve göksel anlamlar için mavinin üstünlüğü tartışılmaz. Aynı mavi ile duvarlarımızı boyarsak hayal kırıklığı olur. Akşam mavisi hüznün rengidir. İnsan yüzünün mavi renk altında görünmesi ise hastalık ve ölüm düşüncelerini akla getirir. Dairenin oluşumunda bir nokta, merkezin etrafında eşit bir şekilde hareket eder. Dairenin ifade ettiği sonsuzluk ve bitmeyen yumuşak hareketlerdir. Bu kavramlara en yakın renk mavidir. Sanatçı renklere estetik açıdan ilgi duyar ve bilgilerin tümüne, ışığın fiziğine, boya pigmentlerinin kimyasına, dayanıklılığına, görmenin fizyolojisine, psikolojisine gereksinim duyar. Başlangıç için renklerin görsel, duygusal ve simgesel etkileri olduğunu, bunların nasıl belirlendiğini unutmamakta fayda vardır. • Reprodüksiyon Reprodüksiyon, baskı yoluyla çoğaltılması istenilen orijinallerden kalıp hazırlanmaya uygun nitelikteki filmlerin meydana getirilmesi demektir. Filmler uygulanan baskı sistemine göre, değişik tarzlarda hazırlanır. Baskı sistemlerinde iyi bir baskı için temel şart, iyi bir orijinale sahip olmaktır. • Orijinaller Reprodüksiyon fotoğrafçısının kamera, agrandizör veya kontak şasede çekim yaptığı esas fotoğrafa "Orijinal" denir. Bu fotoğraf, Yarım ton-Tire, Tek renkli-Çok renkli, Opak-Şeffaf, Negatif-Pozitif olabilir. Bütün bu orijinallerin mutlaka çift boyutlu olması gerekir, yani eni ve boyu olmalı fakat derinliği olmamalıdır. Derinliği olan eşyalar söz konusu olursa bunların renkli veya siyah beyaz fotoğrafı çekilir. Çekilen bu fotoğraflar "Orijinal" olarak kullanılır. Tire orijinaller : Tire orijinaller çizgi, yazı, düz alan veya geometrik şekillerden oluşur. Bunlar yalnızca tam kapalı (Siyah veya renkli) ve tam açık (Beyaz veya şeffaf) olmak üzere iki tondan oluşurlar. El yazıları, dizgi yazıları tahta veya linol oymaları, gravürler ve benzeri çizimler bu sınıfa dahildirler. Yarım ton orijinaller : Siyah, koyu bir renkten beyaza kadar çok çeşitli renk ve gri tonların yer aldığı orijinallere yarım ton orijinal denir. Kara kalem veya yağlı boya çalışması, suluboya, yağlı boya tablolar, siyah beyaz veya renkli fotoğraflar gibi üzerinde çeşitli tonlar bulunan orijinaller bu sınıfa dahildir. Kaba tramlı fotoğrafları (gazete kupürleri gibi) doğrudan doğruya veya tram kullanmadan çekebiliriz. Bu durumda elimizdeki orijinallere tire orijinal diyebiliriz. Fotoğraf ince tramlı ise, onu çekerken tram kullanmamız gerekir. Bu durumda çekimi yapılacak olan ince tramlı orijinali yarım ton orijinal olarak kabul etmek gerekir. Ayrıca hangi teknik ve malzemeden yararlanılacağı ancak Orijinallerin değerlendirilmesi sonunda belirlenir. Sert bir orijinal için başka, yumuşak orijinal için başka film veya banyo kullanılır. Örneğin sararmış bir fotoğraf için, maviye duyarlı film kullanılmaz. Orijinal, koyu tonlu ise pozu arttırmak gerekir. Orijinalin kontrastlık farkı yüksekse, yani en koyu tonu ile en açık tonu arasındaki fark büyükse esas poza ilaveten yardımcı poz verilmesi gerekir. Orijinaller çoğunlukla aynı ebatta kullanılmazlar. Küçültüp büyültülürler. Ancak çok büyültmelerde netlik kaybı olur ve resim grenli olur. Çok küçültmelerde ise ayrıntılar kaybolur. Özellikle ince tire çizgiler kaybolur ve kırılır. Bütün bunları dikkate alarak orijinallerin boyutlarını ona göre hesaplamak ve hazırlamak gerekir. Orijinallerin büyültme ve küçültme ölçüleri (%) ile belirtilir. İki kere büyüme % 200, yarı yarıya küçültme ise % 50 olarak belirtilir. Resmin eni yüzde kaç değişirse, boyu da aynı yüzde miktarınca değişir. Bir resmin eni % 50 küçültülürken, boyu aynı kalmaz veya % 25 küçülmez. Orantı, daima her iki boyut için aynı kalır. Bulanık (Flu), çarpık, lekeli resimleri reprodüksiyon için kullanmamak gerekir. Bunları rötüşle düzeltmeye çalışmak hem çok zaman alır, hem de baskı sonucu hayal kırıklığı yaratır. Siyah-beyaz fotoğraflar mat karta basılır ise ayrıntılar iyi belirmez ve parlak kartlar parlama yapabilir. Bunu önlemek için direkt ışık kullanılır veya üzeri vazelinlenir. Ayrıca renkli dia pozitiflerin kontrastlığı yeterli olmalı ve renk sapmaları olmamalıdır. Dia pozitifler su lekeli veya kirli ise, çekimden önce temiz su ile yıkanıp kurutularak temizlenmelidirler.İpek karta basılmış siyah-beyaz veya renkli fotoğraflar kesinlikle reprodüksiyona uygun değildir.

• Repdodüksiyon Cihazları Reprodüksiyon cihazlarının matbaacılıktaki yeri çok önemlidir. Çünkü her baskı sisteminin bir reprodüksiyon atölyesine ihtiyacı vardır. Reprodüksiyon cihazlarını şu şekilde sıralayabiliriz : 1) Çekim Cihazları Reprodüksiyon atölyesine gelen her türlü opak veya şeffaf orijinaller, tire tramlı veya yarım ton olarak çekim cihazlarında çekilir. Bu cihazlar, kamera, agrandizör, kontak kopya şaseleri, veya elektronik scanner cihazları olabilir. a) Kameralar : Reprodüksiyon kameraları bilinen amatör fotoğraf makinelerine benzerler. Fakat en belirgin farklılıkları repro kameralarının daha büyük olmalarıdır. Diğer bir farklılık ise, repro kameralarının çift boyutlu orijinallerden resim çekmeleridir. Reprodüksiyon kameraları 1930'lu yıllara kadar tahtadan yapılırdı. Bu kameralar halen bazı klişe hânelerde kullanılmakla birlikte, yerlerini büyük ölçüde modern kameralara bırakmışlardır. Kamera parçalarıOrijinal şasesi : Çerçeve şeklinde bir dökümdür ve alt tablası vakum lastiği ile kaplıdır. Çerçeve içinde kristal cam bulunur. Çekimi yapılacak orijinal, lastikle cam arasına sıkıştırılır ve mevcut hava vakum motoru vasıtasıyla tahliye edilir. Böylece orijinalin, vakum lastiği ile kristal cam arasında düz durması sağlanmış olur.Işıklandırma tertibatı : Orijinalin aydınlatılması için eskiden ark kömüründen yararlanılırdı. Ark ışığı gün ışığına yakın 5-6 bin Kelvinlik ışık vermekle birlikte yanan kömürler araları açıldıkça ışık kalitesi bozulur. Bu yüzden ark yerine ark ışığı kalitesinde ışık veren Xenon (Ksenon) ışık tercih edilmektedir. Körük : Objektif ile filmin bulunduğu şase arasındaki irtibatı körük sağlar. Körüğün kesinlikle ışık kaçırmaması gerekir. Körük ışık kaçırırsa çekilen resim detaysız ve dolayısıyla bozuk olur. Görüntü Camı : Resim görüntüsünün net olarak sağlandığı, karanlık odada bulunan kamera bölümüdür. "Buzlu cam" veya "mat cam" da denir. Resim netleştirilmesi ve ölçüsünün tespiti için kullanılır. Cam tram tertibatı : Basit kamera modellerinde cam tram, fotoğrafçı tarafından yerleştirilir. Modern ve elektronik kumandalı kameralarda ise cam tram, ilgili düğmeye basmakla görüntü alanına gelir. Kullanıldıktan sonra yine düğmeye basılarak yerine gönderilir. Sehpa : Kamerayı taşımak için kullanılır. Üzerinde dişli bant vardır. Bu dişli bant üzerinde orijinal şasesi ve körük, ileri geri hareket ederek resim büyültülür veya küçültülür. Kameranın küçültme kapasitesi kullanılan objektifin odak uzaklığı ile birlikte, bir ölçüde sehpanın uzunluğuna bağlıdır. Objektifler : Her kamerada mutlaka bir veya daha fazla objektif bulunur. Objektifler, orijinalden gelen ışınlan toplar ve film yüzeyine net olarak düşmelerini sağlarlar. Resmi büyültüp küçültürler. Vakumlu şase : Üzerinde hava delikleri bulunan metal bir plakadır. Üzerine film yerleştirilir. Film vakum şasesinde şase üstünde durur. Kumanda tablosu : Vakumlu şasenin alt bölmesi üzerinde bir dizi halinde bulunur. Modern elektronik kameralarda ise kumanda tablosu, ayrı bir ünite olarak yekpare bir dolap içinde kameranın vakumlu şasesine yakın bir yerde durur. Netleştirme, ebat ayarlama, pozlandırma, diyafram ayarı gibi işlemler yapan kumanda elemanları bu kutu üzerinde yer alır. Kameraları yatay (Horizontal), dikey (Vertical) ve üniversal (Karanlık oda kamerası) olmak üzere üçe ayırabiliriz : Yatay kameralarda orijinal şasesi, objektif, körük ve görüntü camı peş peşe ve yatay olarak dizilmiştir. Görüntüyü oluşturan ışın, yatay olarak hareket eder. Yatay kameraların, karanlık oda tipleri artık imal edilmemektedir. Çoğunlukla orijinal şasesi, objektifi ve körüğü aydınlık odada, diğer kısımları karanlık odada bulunan tipleri olduğu gibi, tamamı aydınlık odada bulunan yatay kameralar da vardır. Aydınlık oda kameralarının vakumlu şase bölümü tamamen kapalıdır. Yatay kameralar, diğer kamera çeşitlerine göre daha fazla büyültme ve küçültme kapasitesine sahiptir. Orijinal ve film şasesi diğer kamera tiplerine oranla çok daha büyük olabilir. Dikey kameraların parçaları yatay kameralarla aynıdır. Fakat orijinal şasesi yukarı aşağı, yani dikey olarak hareket eder. Ayrıca objektifi sabittir ve yatay kameralarda olduğu gibi hareket etmez. Resim büyültürken, orijinal şasesi objektife doğru yaklaşır. Küçültmelerde ise objektiften uzaklaşır. Orijinali aydınlatan ışık kaynakları, orijinal şasesinin üzerinde bulunur. Üniversal kameralar kontak kopya şasesine benzeyen, kutu biçiminde, tamamı karanlık odada bulunan kameralardır. Orijinal ve film şaseleri ortalama 50x60 cm civarındadır. Genellikle siyah-beyaz resimler için imâl edilmişlerdir. Üniversal kameraların en önemli avantajları, küçük olup az yer kaplamaları, kolay kullanılmaları ve seri iş yapmalarıdır. b) Agrandizör : Agrandizör, kelime olarak, "Büyülten" anlamına gelir. Kameralara oranla daha çok büyültme imkânına sahiptirler. Cinslerine göre 10-20 kat büyültme yapabilirler. Bazıları ise yarı yarıya veya 1/4 oranında küçültme imkânına sahiptir. Agrandizörler, aslında amatör kameraları ile çekilen negatiflerden kâğıda fotoğraf baskısı yapmak için yapılmıştır. Fakat şeffaf negatif veya dia pozitiflerden çekim yapmak için de kullanılmaktadırlar. Genellikle kameralarda çekilen opak orijinaller, özel ışık tertibatlı agrandizörler tarafından da çekilebilir. Bu durumda film şasesine Dia pozitif veya negatif, orijinal şasesine ise ham film konur. Agrandizörlerin orijinal şaseleri kameralara oranla bir hayli küçüktür. Bu yüzden agrandizörlerde opak çalışma pek verimli olmaz. Agrandizörler dikey çalışır. Işık kaynağı, körük, objektif ve film şasesi yukarıdan aşağı doğru peş peşe dizilir. Cihaz bir sehpa üzerinde durur. Kumanda tablosu makine üstünde veya ayrı bir kutu üstünde yerleşik olarak bulunabilir. Otomatik olarak çalışan agrandizörler dia pozitiften, direkt olarak renklere ayrılmış tramlı negatifler hazırlayabilirler.

c) Kontak kopya şasesi : Bu cihazlar genellikle 1:1 ölçüsünde çalışırlar. Kutu veya dolap görünümündedirler ve içte, yere yakın kısımda ışık kaynağı bulunur. Üstte kristal cam vardır. Cam üzerine yerleştirilen şeffaf orijinal (Dia pozitif veya negatif) ve ham film üst üste çakıştırılır. Pozlandırma cam ile lastik arasındaki hava boşaltılarak vakum altında yapılır.Kontak kopya şasesinin görevleri: 1) Yarım ton negatiften pozitif veya pozitiften negatif kopya yapımı 2) Yarım ton negatiften kontak tram ile tramlı pozitif yapımı 3) Çeşitli maske kopyaları 4) 1:1 ölçüsünde renk ayırımı çalışmaları (Dia pozitiften) 5) Çeşitli kâğıt kopyaları 6) Teksir kopyaları 7) Kalıp veya pigment kâğıdı kopyalarıİyi bir kontak kopya cihazında bulunması gereken parçalar1) Vakum tertibatı ve göstergesi 2) Hassas poz saati 3) Asgari 100 vatlık kademesiz ayarlı bir döner nokta ışığı 4) Yaygın ışık için kademesiz ayarlı opal lambalar 5) Kırmızı ve yeşil emniyet ışıkları 6) Nokta ışığını üst camın her yerine eşit dağıtan ince kenarlı mercek 7) Kristal üst cam 8) Otomatik olarak dönen filtre diski 9) Nokta ışığı obtüratörü(Perdesi) d) Renk ayırma cihazları : Ara tonlu ve çok renkli imgelerin röprodüksiyonundaki ilk basamak, renk ayrımıdır. Terimden de anlaşılacağı gibi, renk ayırımı; imgeyi sarı, magenta, cyan ve siyah olmak üzere dört standart renge bölme işlemidir. •Renk ayrımı işleminde iki yöntemden yararlanılmaktadır : 1) Fotografik renk ayırımı 2) Elektronik renk ayırımı 1) Fotografik renk ayırımı: Fotografik renk ayrımında kamera, agrandizör ya da kontakt pozlandırıcılardan yararlanılır. Bu işlem sırasında imge, özel filtrelerle dört kez filme alınır. Böylelikle, her bir basılacak imge üzerindeki renkleri taşıyan dört adet negatif film elde edilmiş olur. Mavi filtre sarı kalıbın, yeşil filtre magenta kalıbın, kırmızı filtre cyan kalıbın ve modifike filtre ise siyah kalıbın hazırlanmasında kullanılır. Dört renkli baskı tekniği yarım ton reprodüksiyon ilkelerine dayandığından, baskı kalıplarının hazırlanabilmesi için bütün renk ayrımı filmlerinin tramlanması gerekir. Tram noktacıklarının baskı sırasında üst üste gelmelerini önlemek için dört negatif filmin her biri değişik açılarda tramlanır. Genellikle her renk arasında 30 derecelik bir açı farkı bırakılır. Tramların en alt düzeyde algılandığı açı, 45 derecelik açıdır ve bu nedenle de en koyu renk tonu için (siyah) kullanılır. 90 derecelik açı ise tramların en çabuk fark edildiği açıdır. Bu nedenle 90 derecelik açı, en açık renk olan, sarı için tercih edilir. İki renkli baskı (Duotone) tekniğinde ise siyah kalıp 45 derecelik bir açıda tramlanırken, ikinci renk 75 derecelik bir açıda tramlanmalıdır. Baskıda üç renk kullanıldığında; siyahın 45, ikinci rengin 75 ve üçüncü rengin de 105 derecelik bir açıyla tramlanması gerekir. Dört renkli baskı tekniğinde 4 renk için kullanılan tram açıları : Siyah : 45° 45° 15° Magenta : 75° 15° 75° Sarı : 90° 90° 90° Cyan : 15° 75° 45° Çok renkli baskılarda her renk kalıbı farklı ve belirli açılarla tramlanmalıdır. Tramlama sırasında yanlış açılar kullanıldığında, baskı yüzeyinde istenmeyen doku ve motifler oluşur. Bu dokulara moire (muare) adı verilmektedir. Renk ayrımı işleminden sonra reprodüksiyon boyutunda yapılacak herhangi bir değişiklik, renk ayırımı ve tramlama işleminin tekrarlanmasını gerektirir. Çünkü tramlanmış bir negatifin büyütülmesi ya da küçültülmesi, tram noktacıklarının görsel kalitesini olumsuz yönde etkiler. 2) Elektronik renk ayırımı Fotografik renk ayırımı yöntemi, günümüzde yerini elektronik tarayıcılara (scanner) bırakmıştır. Elektronik tarayıcı; imgedeki renkleri "okuyarak" elde ettiği bilgileri, isteğe göre tramlanmış ya da tramlanmamış pozitif ya da negatif filmler üzerine otomatik olarak pozlandırır. Bazı tarayıcılar, görüntünün fonunda kullanılacak tramları film yüzeyine bir defada otomatik olarak yerleştirebilmektedir. Elektronik tarayıcının en önemli üstünlüklerinden biri; elle yapılan renk düzeltme işlemini ortadan kaldırması ve renk düzeltme işlemlerini otomatik ayarlamalarla kendi içinde yapabilmesidir. Renk ayırımı, ilgili bir tuşa basmakla negatif veya pozitif olarak hazırlanır. Renk ayırımına başlanınca orijinal ve film silindirleri senkron, yani aynı devirde ve uyum içinde dönmeye başlar. Orijinalden geçen ışınlar elektrik sinyaline dönüşür ve hassas filmin bulunduğu silindir üzerindeki pozlandırma lambasına ulaşır. Bu sinyallerin yoğunluğu renk ayırımının pozitif veya negatif oluşuna göre değişir. Pozlandırma lambası (Diğer adı ile yazıcı lamba) gelen sinyale göre hassas filmi pozlandırır. Yazıcı lambalar hassas filmin her santimine ortalama 200-400 çizgi pozlandırırlar. Pozlanan film yarım ton ise ve meselâ agrandizörde çok büyütülürse pozlandırma çizgileri gözle veya lüple görülebilir. Tramlı pozlandırmalarda bu çizgiler belli olmaz. "Scanner" tabir edilen elektronik renk ayırım cihazlarında kullanılan filmler özel filmlerdir. Bu filmlerin başlıca özelliği, çok kısa sürede verilen ışıktan etkilenmesidir. Yani bu filmler hassastır. Ayrıca scanner yarım ton filmlerinin çok ince grenli olmaları gerekir. Scanner cihazları tam elektroniktirler ve mikro işlemcilerle kumanda edilirler. Birçok scanner cihazı, özellikle yeni modeller, resim kenarlarını boşaltır. İstenirse kenarlara düz tram pozlandırılabilir. Bazı modeller ise çeşitli orijinalleri, yazılarla birlikte birbiri içine geçirerek montajlı renk ayırımı da yapmaktadır. Opak orijinallerin renk ayırımı ise kamerada yapılır. Dia pozitiflerin (Renkli şeffaf orijinaller) renk ayırımı kontakt şase veya agrandizörlerle yapılır.

Renk ayrımı işleminde çalışma sırası şöyledir : 1) Orijinallerin yanına gri skala ve renk skalası monte edilir ve dört kenarına rehber konur. 2) Ön hazırlığı tamamlanan orijinal, ilgili cihazın şasesine yerleştirilir. Çalışma kamera veya agrandizörde yapılıyorsa çekim ayarı yapılır. Maske çekilir. Maske, gümüş maske yani siyah- beyaz ise normal yarım ton banyoda banyo edilir. Renkli maskeler özel banyolarla banyo edilir. Bu maskenin başlıca iki görevi vardır : a) Orijinali renklerini ayırmaya elverişli değerlere indirmek. b) Orijinalin ton değerini tramlamaya elverişli değerlere indirmek. Normal olarak orijinallerin kontrastlığı, tramların noktalama kapasitelerinin çok üstündedir. Maskeler bu kontrastlığı azaltırlar. 3) Orijinal, dia pozitif ise maske orijinale monte edilir. Opak ise maske vakumlu şasede orijinal görüntüsü ile çakıştırılır. Bunun için delikli pim tertibatından yararlanılır. 4) Yarım ton pankromatik renk ayırım filmlerine ekran kullanarak maskeli orijinalden renk ayırımı yapılır. Kırmızı ekran (Filtre) ile mavi renk ayırımı, yeşil ekranla magenta renk ayırımı, mor ekranla ise sarı renk ayırımı yapılır. Siyah renk ayırımı için üç ekranla ayrı ayrı fakat aynı film üzerine poz verilir. Banyo normal yarım ton ve lith banyodur. Eğer renk ayırımı direkt tramlama şeklinde yapılıyorsa belirtilen ekranlar ile maskeli orijinalden pankromatik Lith filme gri tramla direkt pozlandırma yapılır. 5) Yarım ton negatif renk ayırım filmleri magenta tramlarla Lith filme tramlanarak, tramlı pozitif filmler elde edilmiş olur.- Renk ayırım çalışması ofset içinse; gerekli görülen kısımlar rötuş edilip kalıp atölyesine gönderilir. - Renk ayırım çalışması tipo baskı sistemi için yapılıyorsa; tramlı pozitiflerden kontakt yolu ile negatif alınır. - Renk ayırım çalışması yarım ton tifdruk sistemi için yapılıyorsa; negatiflerden kontakt yolu ile pozitif alınır. 2) Banyo Makinesi Kamera, agrandizör, kontakt kopya şasesi ve scanner resmin çekimi için gereklidir. Ancak resim çekmekle iş bitmiş sayılmaz. Çekilen resim banyo edilmeden bir değeri yoktur. Banyo, küvet teşkilâtında veya basit bir küvet içinde yapılabilir. Ancak tekrarlanabilir kaliteye ulaşabilmek için otomatik banyo makinelerine ihtiyaç vardır. Bunlar Lith (Tire), yarım ton, kontakt veya foto dizgi filmleri için ayrı özelliklere sahip makinelerdir. Otomatik banyo makineleri, pozlandırılmış fotografik film veya kâğıtları kuru olarak alırlar, sırayla banyo, tespit ve su tanklarından geçirirler ve kurutarak dışarı çıkarırlar. Makinenin çalışma hızı, gelişmiş modellerde değişebilir. Fakat filmin hareket hızı, banyo ve fîkser aktiviteleri, banyo sıcaklığı daima sabit kalmalıdır. Çünkü filmin oluşumu küvet banyosunda olduğu gibi gözle takip edilemez. Banyonun ve fikserin aktivitesi, kullanıldıkça daha fazla, kullanılmadığı zaman da hava oksidasyonundan dolayı gücünü kaybeder. Güç kaybının önlenmesi "Replenisher" (Kuvvetlendirici) pompalanmakla mümkündür. Otomatik banyo makineleri, banyo edilen filmlerin siyahlık yüzdelerine göre belli miktarlarda kuvvetlendiriciyi makinenin banyo tankına boşaltırlar. Bu yüzdenin sağlıklı bir şekilde tespit edilmesi için makinenin çıkış kısmında film siyahlığını ölçen flüoresan tipi özel bir lamba bulunur. Buna "Scanner lambası" denir. Bu lambadan, film siyahlığı paralelinde replenisher elektronik hafızasına, elektronik sinyalleri şeklinde, bilgi gönderilir. Hafıza, belli bir program dahilinde replenisheri banyo tankına pompalar. Otomatik banyo makineleri küvette banyo yapmaya oranla daha süratli ve temiz sonuç verir. Buradan filmler kurutulmuş olarak çıkar. Yarım ton filmler 24 °C de banyo edilip 7 - 9 dakikada, Lith film ise 27 °C de banyo edilip yaklaşık 6 dakikada makineden kuru olarak çıkar. Replenisher karıştıran mikserler, Lith (Tire) banyo için kullanılırlar. Du Pont - Blender, Agfa - Gevaert - GEVAMIX ve Fuji FG - Controller gibi mikserler, konsantre banyoyu gereken zamanda ve gereken miktar su ile karıştırıp otomatik banyo makinesine gönderirler. Bu cihazlar makinenin hemen yanında bulunurlar. Banyonun konsantre halindeki kuvvetlendiricisi kullanım anında sulandırılırsa daha taze kalır. Banyo ve kuvvetlendiriciler sulandırılmış durumda uzun süre bekletilemezler, çabuk bozulurlar, çünkü sulandırılma için kullanılan suyun oksijeni kimyevi çözeltiyi okside eder. Replenisher karıştıran mikserler, otomatik banyo makinesinin çalışmadığı zamanı, zaman saati ile hesaplar ve belli aralıklarla banyo oksidasyonu önleyici Antioksit kimyevi çözeltisini boşaltırlar. Böylece otomatik banyo makinesindeki banyo kullanılsın veya kullanılmasın daima taze kalır. Yarım ton banyo makineleri Genellikle yarım ton tifdruk reprodüksiyon atölyelerinde kullanılmakla birlikte bu makineler Lith makinelerine oranla daha az problemlidirler. Ancak yarım ton banyo makinesinde, Lith filmler kaliteli olarak banyo edilemezler. Yarım ton banyo makinelerinde kuvvetlendirici mikseri kullanılmaz. Yarım ton kuvvetlendirici, Lith kuvvetlendirici oranla çok daha dayanıklı olduğu için miksere gerek yoktur. Rapid access banyo makineleri Rapid access, hızlı çalışan banyo makineleri için kullanılan bir terimdir. Makine, kısa süre içinde kontakt veya dizgi filmlerini kuru olarak dışarı çıkarır. Bu makineler Lith ve yarım ton filmler için uygun değildir.Rapid access banyo makinelerinde özel, ısıya dayanıklı çabuk çalışan çok aktif banyolar ve kuvvetlendiriciler kullanılır. Termostatlı küvet teşkilatıOtomatik banyo makinesi bulunmayan atölyeler tarafından filmin banyo edilmesi için kullanılır. Alt bölümleri dolap biçimindedir. Üst bölümleri PVC cinsinden bir malzeme ile ve su geçirmez özellikte yapılır. Banyo, fiksaj ve su küveti yan yana bir bütün teşkil eder. Banyo küveti termostatlıdır. içindeki su bir devridaim sistemi tarafından devir ettirilerek daima aynı sıcaklıkta tutulur. Bu belli sıcaklıktaki su içine yerleştirilen film küvetine banyo koyulur. Onun ısısı da sürekli sabit kalır. Termostatlı küvet şeffaftır. Alt kısma kırmızı ve yeşil ışık konmuştur. Banyo anında bu ışıklardan gerekli olanı yakılarak banyo edilmekte olan filmler göz ile veya lüple kontrol edilir.

3) Yardımcı Araç ve Gereçler
Densitometre, kurutma dolapları, rötuş masaları, programlama cihazları ve tramlar reprodüksiyon atölyelerinde kullanılan yardımcı araç ve gereçlerdir. Densitometreler : Orijinal yoğunluklarını ölçmeye yarayan cihazlardır. Densitometrelerin modern reprodüksiyon atölyelerindeki önemi büyüktür. Çünkü resim çekiminde poz süresinin tespiti eskiden olduğu gibi fotoğrafçının tecrübesinden çok, hesaplamaya dayanmaktadır. Resimlerin ton değerlerinin doğru saptanması için densitometre değerlerinin bilinmesi gerekir. Opak, yani ışık geçirmeyen orijinallerin yoğunluk derecesini ölçüp değerini logaritmik sayılarla belirtenlere opak densitometre denir. Bunların basılmış işleri ölçen modelleri de vardır. Opak densitometrelerin ölçme gözü önce saf beyaza göre kalibre edilir. Sonra resmin ölçülmesi istenen bölümüne yerleştirilir ve resmin üzerine düşen ışınların yansıma miktarı elektronik olarak hesaplanır. Dia pozitif veya negatif filmler gibi ışığı geçiren nitelikteki malzemelerin yoğunluğunu ölçen ve ölçü birimlerini logaritmik değerler ile ifade eden densitometrelerde vardır. Bu densitometrelerin gelişmiş modellerinde kırmızı, yeşil ve mor ekran bulunur ve renkli dia pozitiflerin renk tonları da ölçülebilir. Ölçmeden önce ölçü gözü sıfırlanır ve kalibre edilir. Ölçü gözü asgari 3 mm. çapında genişletilebilen densitometrelerle tramlı filmlerin tram büyüklükleri de tespit edilebilir. Bu ölçmede densitometreler siyah noktalarla şeffaf noktaların oranını kıyaslayarak çalışır ve sonucu % birimi ile ifade eder. Kurutma Dolapları : Filmlerin zarar görmeden kurutulması için kullanılırlar. Retuş Masaları : Gerekli film düzeltmeleri için bu masalar kullanılır. Programlama Cihazları : Kamera, Agrandizör ve kontakt şaselere takılarak kullanılırlar. Bunların başlıca görevi, fotometreleri ile film şasesine düşen görüntü ışığını ölçmek ve ışığın kuvvetine göre filtre ile yarım ton veya tramlama filmine uygun pozu vermektir.

•Tramlar
Tek renkli baskıda ara tonlar elde etmek için tramlardan yararlanılır. Tramlar, basılı malzemelere yakından bakıldığında ayırt edilebilen küçük noktacıklardır. Tramın temel işlevi; ara tonlu görsel unsurları, binlerce küçük noktacığın meydana getirdiği çizgisel (tire) görüntülere dönüştürmeleridir. Bu küçük noktacıkların seyrekleşip- sıklaşmasıyla optik olarak ara ton etkisi sağlanır.

Baskı teknolojisinde kullanılan tramlar iki grupta toplanırlar : 1) Cam Tramlar : Klasik cam tramların üzerinde düz çizgilerden oluşan ızgaraya benzer bir doku bulunur. Bu tramlar, kamera objektifi ile filmin arasına yerleştirilirler. Gri cam tramlar siyah - beyaz opak fotoğrafların tramlı negatiflerini elde etmek için kullanılır. Magenta cam tramlar ise yarım ton negatiflerin pozitif tramlanması için kullanılır. Bu tramlar Batı Alman Klimsch fabrikalarının üretimidir. 2) Film Kontakt Tramlar : Birbirlerini dama taşları gibi izleyen noktacıklardan meydana gelen kontakt tramlar, pozlandırma sırasında doğrudan film yüzeyine çakıştırılırlar. Gri kontakt tramlar hem siyah-beyaz, hem de renkli orijinallerden noktalamaya elverişlidir. Magenta tramlar ise yalnız siyah-beyaz orijinallerden veya yarım ton negatiflerden pozitif tramlama yapabilirler. Oluşturdukları noktaların şekillerine göre tramlar : 1) Satranç tahtasındaki gibi kare nokta veren tramlar. 2) Elips şeklinde nokta veren tramlar. 3) Respi tramlar(Normal noktaların arasında, çok küçük noktalar bulunur. Bu noktalar detayı zenginleştirir.) 4) Grafik tramları (Düz, gren, daire çizgisi ve tuğla benzeri desenler veren çoğunlukla grafik etkisi vermek için kullanılan tramlardır) Ara tonlu görsel unsurların tramlanıp pozlandırılması sonucunda elde edilen filme "yarım-ton negatif film" adı verilir. Tramlanarak basılan bütün görsel unsurlar ise "yarım-tonlu imgeler" olarak adlandırılırlar. Bütün tramlar, l inch (İngiltere ve Amerika'da kullanılan bir ölçü birimi) aralığında bulunan nokta sayısı ile ölçülür ve sınıflandırılırlar. Bu ölçüye "tram yoğunluğu" adı verilir. Tramlar, nokta sıklığına bağlı olarak farklı yoğunluklarda üretilmektedir. Baskı teknolojisinde en çok kullanılan tramlar kalından inceye doğru; 55, 65, 85, 100, 120, 133, 150, 175 ve 200 nokta/inch yoğunluğunda olanlarıdır. Tram yoğunluğu arttıkça yani noktalar küçülüp sıklaştıkça; yarım- ton imgelerdeki keskinlik ve ton zenginliği de artar. Örneğin, 55 nokta/inch yoğunluğundaki bir tramda inch-kare içine düşen nokta sayısı 3025 iken, 150 nokta/inch yoğunluğundaki bir tramda bu sayı 225.000'e çıkmaktadır.

Ülkemizde ise tramlar santimetre başına düşen nokta sayısı ile ölçülür. Tram yoğunlukları ise; 22, 26, 34, 40, 48, 54 ve 60 nokta/santimetre olarak sıralanırlar. Tram yoğunluğunu saptamadaki en önemli etken, baskıda kullanılacak kâğıdın cinsi ve kalitesidir. Örneğin; iyi cins kuşe kâğıda basılan bir dergide 120, 133, 150 nokta/inch yoğunluğunda tramlar kullanılırken, düşük kalitede kâğıtlara sulu mürekkeple basılan günlük gazetelerde yer alan yarım ton imgeler en fazla 55 ile 65 nokta/inch yoğunluğunda tramlanabilirler. Tram noktacıkları büyüteçle incelendiğinde, seçilen tram yoğunluğunun baskıda nasıl sonuç verdiği izlenebilir. Alışılmış nokta biçimli tramların yanı sıra değişik görsel efektler yaratmak amacıyla çizgisel, çakıl-taşı ya da kum dokulu, dairesel ve dalgalı tramlar da üretilmektedir. Yarım tonlu(tramlanmış) imgeler, gerektiğinde fonlarından arındırılarak siluet biçiminde kullanılabilirler. Bu işleme " Dekupaj " adı verilmektedir. Bir cm'lik bir çizgi üzerindeki tram noktalarının sayısına "Tram çizgi sayısı" denir. Seyrek noktalı tramlar, kaba ve mat yüzeyli kâğıtlara, sık çizgili yada noktalı tramlar ise parlak yüzeyli kâğıtlara baskı yapılırsa iyi netice alınır. 3. Hamur kâğıtlar için 24 - 26 - 30 - 36 'lık 2. Hamur kâğıtlar için 40 - 48 'lik 1. Hamur ve parlak kâğıtlar için 54 - 60 - 70 'lik tramlar baskı için idealdir. Kullanılan kâğıda uygun olmayan tram, resmin kalitesinin bozulmasına yol açar. Mesela 60'lık tram 3. hamur kâğıt için kullanılırsa, küçücük ve birbirine yakın mesafedeki noktalardan kâğıda geçen mürekkep kâğıt üzerinde yayılır ve baskı çamur gibi olur. Bu örneğin tersi de düşünülebilir. Kuşe kâğıda 30'luk tram kullanılırsa, noktalar gözle fark edilir. Resim yerine noktalar görülür, ince detaylar ise kaybolur.

• Reprodüksiyon Filmleri
Reprodüksiyon atölyesinde kullanılan bütün cihazların asıl görevi, reprodüksiyon için film çekmek veya çekilen filmi kopya etmek, çoğaltmak ve kalıba uygun şekle getirmektir. Reprodüksiyon filmleri, üzerindeki kimyasal maddeler nedeniyle kâğıt ve mürekkebe oranla ışığa çok daha hassastır. Bu sebeple filmler karanlıkta veya hassas olmadıkları renkli ışık altında imal edilir ve kullanılırlar. Renk Hassasiyetlerine Göre Filmler : - Işığın her rengine hassas olan filmlere Pankromatik filmler, - Işığın kırmızı dışındaki renklerine hassas olan filmlere Ortokromatik filmler, - Işığın yalnız mavi rengine hassas olan filmlere de Blusensitif (maviye hassas) filmler denir. Kullanım Alanlarına Göre Filmler 1) Tire ve Tramlı filmler : Bunlar, yazı gibi orijinallerden çekim yapmak, kontakt kopya almak ve yarım ton negatiflerden tramla noktalama yapmak için kullanılır ve bu tip filmlerin başlıca özelliği, tam siyah ve tam şeffaf çizgi ve nokta vermesidir. Siyah - beyaz işler için maviye hassas veya ortokromatik filmler kullanılır. Renkli işler içinse (Tire renkli veya direkt tramlama) pankromatik lith filmler kullanılır. Tire filmlerin reversal olanları da mevcuttur. Bunlarla çalışırken orijinal pozitif ise yine pozitif, orijinal negatif ise yine negatif sonuç elde edilir. Reversal filmler genellikle kontakt kopya ile çoğaltma yapmak için kullanılmakla birlikte, kamerada direkt çekim filmi olarak kullanılabilecek hassasiyette olanları da vardır.

2) Yarım ton filmler :
a) Pankromatik yarım ton filmler - Maske filmleri : Du pont CSPM 7Agfa-Gevaert V 113 PKodak Pan Masking Film siyah-beyaz maske filmleri, Kodak Trimask ve Agfa Geveart Multimask filmleri ise renkli maske filmleridir. - Optik reprodüksiyon yarım ton renk ayırım filmleri : Du pont CCHS-7, CCMS-7 ve CCLS-7, Agfa - Geveart P 43 p, P33p ve P23p, Kodak Typ l ve Typ 2 filmleridir.
b) Ortokromatik Yarım ton Filmler : Siyah - beyaz orijinallerden yarım ton negatif çekmek için kullanılır. (Gevatone ortho 023) 3) Maviye Hassas Yarım ton Filmler :
Siyah-beyaz orijinallerden yarım ton negatif çekmek, yarım ton negatiflerden özellikle tifdruk için yarım ton pozitif kontakt kopya yapmak için kullanılır. Gevatone N43p, N41p, N31p, Du pont cronar Commercial N, Kodak Commercial Film, Kodalio Film gibi. 4) Kontrastlığı Filtrelerle Değiştirilebilen Yarım ton Filmler : Normal yarım ton filmler, banyonun konsantrasyonu(Yoğunluğu), sıcaklığı ve süresi ile sertleştirilir veya yumuşatılır. Bu filmlerin kontrastlığı ise sarı filtre pozu ile artar, mavi filtre pozu ile azalır. Bu filmler standart ve programlı çalışmaya imkan verir. Du pont CCV film, Gevaert Gevarex Go 210p, Go 230p Typon Rototyp FRV filmleri gibi.

5) Scanner Yarım ton Filmleri :
Çok kısa pozdan etkilenen, ince grenli yarım ton filmlerdir. Tifdruk için direkt olarak kullanılabilir. Ofset ve tipo için ise negatif olarak hazırlanır, kamera ve agrandizörde tramlanırlar. Dupont CCSF-7,Agfa-Gevaert Gevascan G 230p, Kodak Ortho Scanner, Typon Rototyp FRS filmleri gibi. Kopya Edilecek Filmler ve Özellikleri Kopya edilecek bütün filmler pozlandırma esnasında, yani "Resmin" plâkaya transferinde, "Şablon" vazifesini görürler.
Filmde "İş" olan kısımlar, pozlandırmadan, "Açma" ve "Yedirme" banyolarından sonra çözülüp atılacağından, pozlandırma anında ışık geçirmemelidir. Bu nedenle, "İş" olan kısımlar tamamen ışığa karşı kapalı olmalıdır. Bunun yanı sıra " İş " olmayan kısımlar da cam gibi şeffaf olmalı ve ışığa hassas tabaka pozlandırma esnasında iyice sertleşmelidir. "İş" olmayan kısımlar ne kadar ışığı iyi geçirmeli ise "İş" olan kısımlar da o kadar iyi kapatmalıdır. Sadece, iyi hazırlanmış filmler, en iyi şekilde plâkaya transfer edilirler. Gerçekte de hiçbir kopya tekniği yoktur ki, kötü hazırlanmış filmlerden, en iyi neticeyi alsın. Kopya edilecek filmleri Negatif ve Pozitif olarak sınıflandırabiliriz. Bunlar, fotoğraf yoluyla, çizim veya basılmış olarak elimize gelir.

Şayet hatalara meydan verilmek istenmiyorsa, genellikle bütün filmlerde şart koşulacak durumlar şunlardır :
1 - Film ise mat olan yani pozlandırılmış gümüş tabakanın olması.
2 - Çizim ise çizilen kısmın Kopya tabakası ile kontak halde olması. Hatalar, parçalanan ışık
şuaları tarafından meydana gelir ve bu hatalar en iyi ışık kaynağında dahi olur. Bu parçalanan ışık şuaları gölgelere sebebiyet verir. Bu gölgeler, Negatif kopyada, çizimi veya resmi daha dolgun ve koyu gösterir. Pozitif kopyada ise iş kısımları daha sivrileşir ve aydınlanır yani grileşir. Bu nedenle, çok ince "Çizim" ve "Tramlı" işlerde bilhassa arzu edilmeyen ton farkları meydana gelir.

Bu ton farklarının derecesi :
a - Filmin kalınlığına
b - Astralon ve diğer çeşitlerine
c - Plâka üzerindeki emayenin kalınlığına bağlıdır. Film ile emaye arasındaki taşıyıcı(Astralon ve emaye) ne kadar ince olursa, o kadar az hata olur.
Şayet, filmle (mat olan kısım) ince dökülmüş emaye üst üste getirilirse en iyi kopya işlemi yapılmış olur.
Ofset baskıda, Negatif ve Pozitif filmlere emaye kalınlığını nispeten az tutabilmek için, çok iyi grenlenmiş plâkalara ihtiyaç vardır.



1) Negatif Filmler Bu filmler genellikle "direkt" veya "kontak" kopya yoluyla elde edilen "fotoğraf plâkaları" ve "filmler" den ibarettir. Elle yapılan negatiflere çok az rastlanır. Zira bu çeşit negatifler yerine, pozitifleri tercih edilmelidir. Elle yapılan negatifler sadece "kartografi"de düzey gravürü yapılarak elde edilir. Gravür, ışık geçirmeyen tabakası olan cam veya astralon üzerine, özel gravür uçları ile yapılır. Tramlı Negatifler : Bu filmler direkt olarak tramlanır. Retuşörlere kolaylık olsun diye muhtelif pozlandırmalarla yedirmeye dayanıklı "Noktalar" elde edilir. Bu noktalar, "Zayıflandırma ve Kuvvetlendirme" banyoları ile istenilen büyüklük veya küçüklüğe getirilir.
2) Pozitif Filmler
Pozitif filmlerden "İş" olan kısımların çok iyi şekilde kapalı, diğer kısımlarında tamamen cam gibi şeffaf olması istenir. Pozitif kopya için daima pozitif filmler kullanılır. Tramlı Pozitifler : Bu filmler kopya için gerekli olan keskin sınırlı ve iyi kapatılmış noktalara sahip olmalıdır. Bunun yanı sıra noktaları iyi kapatılmamış filmlerde vardır. Bu çeşit filmleri, mikroskop ile incelediğimizde noktalar kalemle yapılmış gibidir.Yazı Pozitifleri : Ofset kopya tekniği için çeşitli şekilde elde edilirler. İnce beyaz kâğıtlar üzerine yazı metinleri, temiz şekilde basılır. Bu işler için boya firmalarının "Özel Boyaları" kullanılır. Gaye çok iyi kapatılmış temiz orijinal hazırlamaktır. Kapatıcı siyahlığı elde edebilmek için "Grafit" ve "Bronz Tozu" kullanılır. Bu şekilde hazırlanmış orijinallerden "Yazı Pozitifleri" meydana gelir.Yazı Makinesi Pozitifleri :

En iyi şekilde elektrikli yazı makineleri ile "Özel Kâğıtlara" yazılan ve bunlardan elde edilen pozitiflerdir. Bu kâğıtlardan ilk önce negatif alınır ve negatiflerden kontak yoluyla pozitifler elde edilir.Foto Dizgi Pozitifleri : Ofset kopya tekniği için ideal "Yazı Pozitifleri" bu teknikle elde edilir. Çeşitli Foto Dizgi makineleri vardır. Bunlardan Interteyp Fotosetter, Monoteyp, Işık dizgi makinesi, Hadergo ve IBM dizgi makineleri önde gelenlerdendir.Karakalem ve Mum Kalem Pozitifleri : Şeffaf zemin üzerine kurala uygun şekilde, çizim veya resim yapılır. Daha sonra pozitifi alınır ve kullanılır.

• Montaj
Montaj :resim ve yazı filmlerini, her baskı rengi için ayrı olmak üzere toplayıp belli bir plana göre boyutlarını değiştirmeyen tam saydam bir folye üzerine, ayarlı olarak yapıştırmaktır. Kullanılan resim ve yazı malzemeleri tire ve tramlıdır. Basılacak iş 4 renkli ise montaj, 4 renk için ayrı ayrı yapılır. Çok renkli montajlar için tam saydam Taşıyıcılar kullanılır. Bu taşıyıcılar polyester, PVC, triasetat veya polistrol gibi folyelerdir. Bu folyelerden önce, montaj taşıyıcı olarak cam kullanılırdı. Camın avantajı, tam şeffaf oluşunun yanında, boyutlarında hiçbir değişiklik olmamasıdır. Cam, kolay kırılması ve özellikle büyük ebatlı montaj işlerinde taşıma ve çalışma zorluğu olduğundan 1937 de Hans Eggen astralonun montaj için en elverişli taşıyıcı olduğunu tespit etmiştir.


İyi bir montaj folyesinin boyutlarını değiştirmeme ve tam şeffaf olma özelliklerinin yanı sıra, parlak ve pürüzsüz olması ve dolayısıyla kir tutmaması, ayrıca düz durması gerekir. Montajda temizlik çok önemlidir. En küçük pisliğin kalıba geçmesi orijinali bozacağından folyelerin alkolle silinmesi ve antistatik bezle tozdan arındırılması gerekir. Ancak antistatik bez kullanımında aşırıya kaçılırsa, filmlerin seloteyple yapıştırılması zorlaşır. Mat montaj folyelerinde bu zorluk yoktur. Fakat bunlar daha çabuk pislenirler ve mat folyeler kullanılırsa kalıbın poz süresi biraz daha uzar.

Filmler, mutlaka ışığı geçiren bir zemin üzerinde toplanmalıdır. Bu işlem tek renkli işlerde kolaydır. Fakat çok renkli işlerde rehberle(kılavuz) iş görüldüğünden, montaj zorlaşır. Çok renkli işlerin montajında, her rengin filmleri üst üste doğru oturmalıdır. Reprodüksiyon atölyesinde orijinallerden hazırlanan filmler, montaj atölyelerine kopya tekniğine göre " Pozitif veya Negatif " olarak teslim edilir. Montaj Yapımı ve Gerekli Olan Malzemeler Montaj yapımında kullanılan teknik donanım, montaj masası, trase, astrolon, film, rehber, mili metrik folye, film kesme makinesi, kretuar, makas, pamuk, ispirto, cetvel, lüp ve bunların muhafazası için kullanılan dolaplardır. Montaj masasının üstünde ışık kutusu, içinde ise flüoresan tipi soğuk ışık veren lambalar olmalı ve üstteki buzlu cam mili metrik taksimatlı olmalıdır. İleri ve yana hareket eden cetveller de hassas montaj için önemlidir. Çizgi çekme tertibatı ise iyi cins montaj masası için gerekli bir aksesuar teşkil eder. Montaj masası yukarıda belirtilen aksesuarlara sahip olmayabilir, yalnızca ışık kutulu ve 4 ayaklı bir masa biçiminde olabilir. Aksesuar zenginliği montajcının işini kolaylaştırarak daha hassas çalışma imkanı verir. Montaj için önce baskı ölçüsündeki bir kâğıt üzerinde mili metrik hassasiyette bir plan hazırlanır. Bu planda, hangi resim veya yazının nereye geleceği işaretlenir. Bu plana göre mili metrik folye üzerine yerleştirilen montaj folyesi üzerine resim ve yazılar seloteyple yapıştırılır. Film kenarlarının resmin çok yakınından kesilmemesine dikkat edilmelidir. Resimler arasında en az 5 mm. lik bir yapıştırma payı bulunmalıdır. Yapılan iş buna müsait değilse şeffaf bir yapışkan ile filmler alttan yapıştırılabilir.

•Trase
Trase(baskı taksimat kartonu) : İlk rengin montajı için altlık olarak hizmet eder. Bu nedenle itina ile çizilmelidir. Trase, iyi bir bristol karton üzerine yapılır veya hazır olarak mili metrik kâğıda çizilir. Bu işlem için, alttan ışıklandırılmış, sabit demir cetvelli özel montaj masası kullanılır. Taksimat, basılacak işe ve işin forma sayısına göre yapılır. Çizim sıralaması şöyledir :
Temel çizgiler 1. Kâğıdın Ebadı
2. Baskı Başlangıcı
3. Sayfa Dağıtımı


Yardımcı çizgiler

1. Kesim
2. Metinli Sayfa
3. Ara Kesim
4. Sayfa Numara Yerleri
5. Rehberler
6. Forma Numara Yerleri
7. Kâğıt Ortasını Belirten Çizgi

Ayrıca makas payı, iş numarası, işveren firmanın adı ve renk sayısının da trase üzerinde belirtilmesi gerekir. Astralon ve benzeri folyeler trase üzerine montaj masasında şeffaf bantla sabitleştirilir. Astralon elektrikli olduğundan tozları mıknatıs gibi kendine çeker. Bu yüzden folyelerin tozlardan arındırılması gerekir. Temizleme işlemi esnasında daha önce var olan elektriklenme daha da artar. "Antistatikum " adı verilen bir madde bu problem ortadan kaldırmıştır.
Temizlenen Astralon üzerine ilk renk monte edilir. Bunun üzerine ikinci rengin astralonu konur ve ikinci renk monte edilir. Diğer renklerin montajı da aynen yapılır. Astralon Kopyalar kullanım tarzlarına göre Kırmızı ve Mavi astralon kopya olarak ikiye ayrılır. Kırmızı astralon kopya tekrarı olan ince işlerde önem kazanır. Aynı zamanda Baskı Taksimat Kartonu vazifesini görür. Her rengin montajı için ayrı astralon kullanılır. Bunlar daha sonra tekrar kullanılmak üzere saklanabilir. Mavi astralon kopyada ise her renk için ayrı ayrı " Montaj Taşıyıcısı " kullanılmaz. Her renk kendi kopyasından sonra sökülür. Yani birinci renk monte edildikten sonra pozlandırılıp sökülür, diğer renklerde aynı işleme tabidir. Astralon kopyasında bütün renkler ve yazılar bir astrolon yani montaj folyesi üzerine monte edilir. Kalıp ve baskı ustalarına kontrol imkânı veren dikey ve yatay çizgili Rehberler yapıştırıldıktan sonra astrolon film makinesinde filme alınır. Daha sonra filmler, montaj masasına yerleştirilerek her renk ayrı olmak üzere montaj edilir. Montajlanan filmler, ayar hassasiyeti sağlandıktan sonra kalıba gönderilir. Ofsette montajlar, gazete montajları hariç, daima pozitif olarak yapılır. Ayrıca burada
kullanılan filmlere mat yüzlerinden bakıldığından yazı ve resimler ters olmak zorundadır. Bu durum negatif montaj için de böyledir. Pozitif montajda renklerin hassas olarak üst üste oturması, negatif montaja göre daha kolaydır. Ne var ki negatif montajda film sarfiyatı daha azdır. Pozitif veya negatif montaja karar vermeden önce bu çalışmaların ekonomik yönü tartışılmalıdır. Gazeteler, film sarfiyatını azaltmak için negatif montaj sistemini seçmişlerdir. Filmler montaj taşıyıcısına, şeffaf bantla, iş olmayan kısımlardan yapıştırılır. Şayet " İş " üzerine şeffaf bant gelirse, ince çizgiler meydana gelir ve bu çizgiler de baskıda ortaya çıkar. Şeffaf bantla yapıştırmanın mümkün olmadığı işlerde ise özel yapıştırıcılar kullanılır. Özel yapıştırıcılar poza zarar vermezler. •Pikaj Bir tasarımın basılabilmesi için kameraya hazır çiziminin hazırlanması gerekir. Bu çalışmaya "pikaj" adı verilmektedir. Tasarımcı, görsel unsurların nasıl yerleştirildiğini pikaj üzerinde denetleme olanağı bulur. Pikaj, kamera ile filme alınmaya hazır bir çalışmadır. Kamera ile kaydedilen film ise daha sonra baskı kalıbının hazırlanmasında kullanılır. Pikaj için gereken ilk malzeme, çizim yüzeyidir. Çizim yüzeyinin, tasarımın gerçek ölçülerinden biraz daha büyük tutulmasına rapido ve kurşun kalem gibi malzemelerle çizim yapmaya elverişli olmasına dikkat edilmelidir. Bu yüzeyler; resim kâğıtları, üzerlerinde mili metrik çizgiler olan bristol kartonlar, kuşe kâğıtlar ve aydıngerlerdir. Pikaj da kullanılan diğer malzemeler ise T cetveli, gönye, maskeleme bandı, yapıştırıcı, makas, cımbız, maket bıçağı, jilet, sıvı daktilo silgisi, kurşun kalem, rapido, fırça, trilin ve çini mürekkebidir. Dizgi çıktıları, reprodüksiyonlar ve illüstrasyonlar pikaj üzerinde bir araya getirilir. Küçük parçaların yapıştırılmasında kauçuk çözeltisi, büyük parçaların yapıştırılmasında ise mumlama yöntemi tercih edilmektedir. Slaytların, fotoğrafların ve illüstrasyonların pikaj üzerine istenilen ölçüler içinde yerleştirilmesinde orantı cetvellerinden yararlanılır, Letraset gibi kuru yöntemle transfer edilebilen harfler pikaj üzerine doğrudan uygulanabilirler. Çizim bittikten sonra bütün lekeler ve çizim yanlışları, beyaz bant veya sıvı daktilo silgisi ile kapatılmalıdır.
Birçok renk kalıbının üst üste kullanıldığı durumlar dışında, genellikle bütün görsel unsurlar, aynı yüzey üzerinde ve gerçek boyutlarında gösterilir. Büyütülmesi ya da küçültülmesi istenen pikajların üzerine gerekli bilgiler not edilmelidir. Fotoğraf, slayt ve illüstrasyon gibi malzemeler renk ayrımı işleminden geçirileceği için, pikajdan ayrı tutulurlar. Pikaj üzerinde yer alan fotoğrafların bulunduğu bölümler, içi siyah veya kırmızı renklerle doldurulmuş kutular halinde gösterilir. Pikajdan alınan negatif film üzerinde fotoğrafların yer alacağı kutular saydam yüzeyler halinde elde edilirler. Böylelikle fotoğraflardan alınan tramlanmış negatifler, bu saydam kutular içine kolaylıkla monte edilebilir. Bazen siyah-beyaz çalışmalarda fotoğraflar önceden tramlanır ve tramlanmış pozitif kopyalar doğrudan doğruya pikajın üzerine yapıştırılırlar. Bu yöntem kullanıldığında, pozitif kopya üzerinde rötuş yapma olanağı doğar. Renk kalıplarının üst üste kullanılacağı ya da görsel unsurların birbirinin üstüne bindirildiği çalışmalarda, pikajın uygulandığı yüzeye ek olarak aydınger kâğıtlarından yararlanılır. Böylelikle renk ya da diğer görsel unsurlar, montaj aşamasında bir araya getirilmek üzere ayrı yüzeyler üzerine çizilir ya da yapıştırılırlar. Bu unsurların film, montaj, kalıp ve baskı
aşamasında istenilen konumlarda kullanılabilmesi için pikaj da dahil olmak üzere bütün ek tabakaların üzerine siyah mürekkeple birbirleri ile çakışan kros işaretleri konur. Daha basit renkli çalışmalarda ise, renkli basılacak bölüme pikaj üzerinde istenilen renk kodu verilir. Böylelikle pikaj, biri siyah kalıp için, diğeri renkli kalıp için olmak üzere iki kez pozlandırılır. Pikajın sınır çizgilerini belirtmede, ortokromatik filmin duyarsız olduğu açık mavi tonlarda özel olarak üretilen markerler kullanılır. Eğer görsel unsurlar ya da zeminde kullanılan renkler tasarım dış sınırlarına kadar bütünüyle kaplıyorsa, bu durumda tasarımı sınırlayan çizgilerin 2-3 mm. dışına siyah mürekkeple bir çizgi daha çizilmelidir. Tasarımı sınırlayan çizgiler ile bu çizgilerin dışından siyah mürekkeple çizilen çizgiler arasında kalan boşluğa "bıçak payı" adı verilir. Ayrıca pikajın dört köşesine siyah mürekkeple kesim sınırlarını belirten kroslar konulmalıdır. Bu kroslar köşelerden 3-4 mm uzaklıklarda olmak üzere rapido, trilin ya da ince uçlu siyah keçeli kalemlerle belirtilmelidir. Pikaj, kamera ile pozlandırma aşamasında kirlenebilir, hatta çizilebilir. Bu nedenle pikaj çalışmalarını, üzerlerini örtecek biçimde, eski kâğıtlarla kaplamak yararlı olur. Pikaj, bir tasarımın basılma sürecindeki ilk basamaktır. Bu çalışma, çizim yüzeyi üzerine önceden belirlenen konumda yerleştirilmiş ve kamera ile pozlanmaya hazır hale getirilmiş bütün görsel unsurları içerir. Bu nedenle, pikajın kusursuz olarak hazırlanması gerekir, harflerdeki kırılmalar, imlâ yanlışları, baskı tekniği açısından risk oluşturan çalışma yöntemleri vb. basılı işe aynen yansıyacaktır. Pikaj çizimine başlamadan önce slayt, fotoğraf, illüstrasyon, tipografi gibi görsel unsurları istenilen boyutlarda büyültmek ya da küçültmek gerekir. Görsel bir imgeyi orantılı olarak büyütüp-küçültmede başvurulan iki yöntem vardır : a) Diyagonal Çizgi : Büyütülmesi yada küçültülmesi gereken görsel unsurun sınırlarını belirleyen çerçeve çizgileri, üzerline yerleştirilen yarı saydam bir kağıda aktarılır. Çerçeveyi oluşturan dikdörtgenin sol alt köşesi ile sağ alt köşesi, cetvel yardımıyla, diyagonal bir çizgiyle birbirine bağlanır. Eğer imgenin büyütülmesi söz konusu ise, bu diyagonal çizgi çerçevenin sağ üst köşesinin daha da yukarısına doğru uzatılmalıdır. Bu diyagonal çizgi üzerinde alınacak herhangi bir noktadan, çerçeveyi oluşturan doğrulara çıkılacak dikmelerle; imgenin orantılı olarak büyütülmüş ya da küçültülmüş örnekleri elde edilir. b) Orantı cetveli : Büyültme ve küçültme işleminde sık kullanılan, kolay ve hızlı çalışma olanağı veren bir araçtır. Orantı cetveli, genellikle aynı merkezden birbirine bağlanan iki diskten oluşur. Disklerin çevresi mili metrik çizgilerle bölünmüştür. Görsel imgenin en ya da boy ölçüsü ile büyültme ya da küçültme durumunda istenen en ya da boy ölçüsü iki disk üzerinde üst üste çakıştırıldığında; disklerin bütün kenarlarında birbirleriyle karşılıklı olarak çakışan bütün ölçüler, görsel unsurun orantılı olarak küçültülmüş ya da büyütülmüş boyutlarını gösterir. Pikajda kullanılan bütün çizgiler, film yüzeyinde görünecek biçimde, siyah mürekkeple gösterilir. Pikajın köşelerinde yer alan ve kesim yerlerini gösteren çizgilere kros çizgileri denir. Kesik çizgiler ise katlama yerlerini belirtir. Pikaj içinde yer alan ve mürekkeple belirtilen bütün çizgiler, baskı ile doğrudan ilişkilidir. Çerçeve çizgileri, kesilerek ayrılması gereken bölgeleri gösteren kesik çizgiler, tramlanacak ya da baskıda renklendirilecek kısımların sınırlarını belirtmede kullanılan çizgiler bu gruba girer.
İki ya da daha fazla rengin, tipografi, illüstrasyon ya da fotoğrafın birbirinin içinde veya üst üste kullanıldığı tasarımlarda pikaj, iki yada daha fazla olmak üzere ayrı kâğıtlar üzerine hazırlanır. Önce görsel unsurların en belirleyici olarak yer aldığı çizim hazırlanır. Ayrı olarak
çizilen bu tabakaların her birine; sonradan doğru olarak monte edilmelerini sağlayacak biçimde, üst üste konulduklarında birbirlerine çakışan kros işaretleri konulmalıdır. Montaj yapılırken filmlerin ters yani "Emülsiyonlu" tarafı üste bakmalıdır ki kopya işlemi yapılırken hassas tabaka plakaya gelsin. Aksi halde film kalınlığı ışığı geçireceğinden özellikle tramlı işlerde nokta kaybına neden olur. Ayrıca sınırlı bir resim içersinde tek tek monte edilmesi gereken filmlerin, iş olmayan kısımlarının üst üste montajı, sonradan bir takım düzeltmelerin yapılmasını gerektirir. Üst üste filmler gölgeler yapar ve bu gölgeler plâkaya aynen geçer. •Montaj Folyeleri ve Özellikleri Günümüzde çok çeşitli montaj folyeleri kullanılmaktadır. Bu folyelerin özellikleri grup olarak birbirinin aynı olmasına rağmen sadece kimyasal özellikleri açısından farklılık gösterirler. 1) Selüloz asetat esaslı folyeler : Ultrapan, selonex ve asetat folyeler bu gruba dahildirler. Bunlar selüloz ve asitikasit bileşimleridir ve yumuşatıcı miktarları % 25 dir. Kimyevi maddelere karşı dayanıklıdırlar. Çok çabuk aşınırlar ve düşük hararette kırılırlar. Neme ve ıslaklığa karşı dayanıksızdırlar.
2) Polikarbonat esaslı folyeler : Bunlar sıcaklığa karşı oldukça hassa olmalarına rağmen neme karşı dayanıklıdırlar. Soğuğa ve yıpranmaya karşı dirençlidirler. 3) Vinilklorit-Karışık Polimerisat esaslı folyeler : Astralon bu gruba dahildir. Günümüzde en yaygın kullanışlı olanıdır. Sıcağa karşı oldukça hassastır. Neme karşı diğer folyelerden daha dayanıklıdırlar. Kullanma sıcaklığı 50 derecedir. Kimyevi maddelere karşıda dayanıklıdır. Kolay yıpranmazlar. Ancak 50 derecenin üstünde veya çok düşük sıcaklıklarda kırılmalar başlar ve elastikiyetleri kaybolur. 4) Polyester esaslı folyeler : Montaj işleri için en çok aranılan ve kullanılan folyelerdir. Yapıları bakımından soğuğa, neme, kimyevi maddelere, yırtılmaya ve yıpranmaya karşı dayanıklıdırlar. Kıvrılma elastikiyetleri fazladır. 5) Kaplama (Sargı) Esaslı folyeler : Polyester tipi folyelerdir. Polietilen veya PVC bileşimleri ile kaplıdırlar. Mat, bir yüzü parlak, her iki yüzü parlak folyeler bu gruba dahildir. Kaplama nedeniyle neme karşı dayanıklılık derecesi çok yüksektir. Bu nedenle kimyevi maddelere karşı dayanıklıdırlar. Montajda Sayfa Dağılışı Bir katalogun, bir mecmuanın veya bir kitabın montajında, sayfaların tek tek basılıp kırıldıktan sonra sayfa numaralarının doğru olarak dağıtılmasına "Montajda Sayfa Dağılışı" denir. Kural olarak kâğıdın ön ve arkasına baskı yapılır. Bu baskılara "İlk (ön yüz) baskı
- İkinci (arka yüz) baskı" adı verilir. Montaj çalışmalarında " Makas payı" nın mutlaka bırakılması ve makas tarafının işaretlenmesi lazımdır. Makas, tabaka baskı makinesinin kağıdı tuttuğu kısmına verilen addır. Bu alana baskı yapılamaz, bu paylar baskı makinesi çeşitlerine göre değişebilir. Baskı makinesinde makas adı verilen tutacaklar ile kağıt, baskıya geçirilir. Makasın karşı tarafına etek denir. Baskı makinelerinde kağıdın hizalanarak baskıya geçmesini sağlayan makine parçasına Poza denir. Poza, sağ ve sol (ön ve karşı) olarak 2 adettir. Kağıtların baskısı bittikten sonra ayrı bir baskı ya da kesim için kağıtlar poza tarafından hizalanır.
•Revolta Kâğıdın, aynı kalıpta hem arka hem de ön yüzün baskısını yapma işlemine Revolta denir. Kağıdın bir yüzü basılır ve daha sonra aynı kağıt ve aynı kalıplar kullanılarak arka yüz baskıya geçirilir. Bu yöntem baskı ebadının büyük olduğu makinelerde, küçük, arkalı önlü ve yarım formalı işlerde kullanılır. Revolta, etek-makas ve poza olarak iki çeşittir. Etek-makas revolta da; kağıt önce makas tarafından baskıya girer, tüm kağıtlar basıldıktan sonra kağıt, etek tarafından çevrilerek baskı yapılır. Poza revolta da ise kağıt sağdan sola yada soldan sağa ve arkası çevrilerek baskı yapılır. Ayrıca Etek-Makas revolta da, etekten ve makastan bırakılacak boşluk eşit olmalıdır. Kâğıdın her iki tarafına baskı yapabilmek için kâğıdı çevirmek gerekir.

Bu çevirme iki çeşittir :
1) Yanı Üzerine Çevirme (Revoltalı) : En çok kullanılan çevirme şeklidir. Küçük ebatlı basılacak işin ön ve arka sayfaları kâğıdın bir yüzündedir. Yani kalıpta ön ve arka sayfalar bir aradadır. Kâğıdın her iki tarafı da basılacağından, bir tabaka ortadan kesilerek iki ayrı forma elde edilmiş olur. Ebadı biraz büyük olan işlerde önlü arkalı baskıdan sonra kâğıt ortadan kesilmez, yani tek forma şeklindedir. Yine bu çevirme usulünde kâğıdın çok düzgün dik açılı kesilmesi şarttır. Yanı üzerine çevirmede "Sayfa Kılavuzu" değişir, "Baskı Kılavuzu" değişmez.
2) Kıvırarak Öne Doğru Çevirmek (Etek/Makas) : Bu çevirme şeklinde kâğıt öyle çevrilmelidir ki, "Kâğıt Kenarı" ve "Sayfa Kılavuzu" konumu değiştirmeden "Baskı Yan Kılavuzu" ile arka arkaya gelebilsin ve muntazam baskı yapabilmek için kâğıdın her iki geniş yüzü dik açıyla kesilebilsin.
• Kalıp Hazırlama
Kalıp Kopyası İçin Kullanılan Orijinaller ( Filmler ) Kalıp atölyesinde kopya için kullanılan orijinallerin % 98'i filmdir. Bu filmler lith karakterdedir, yani basılacak kısımlar simsiyah, basılmayacak kısımlar ise tamamen şeffaftır. Bunlar, tire veya tramlı olur. Siyah beyaz ya da renkli orijinallerden hazırlanır. Orijinal, negatif kalıp kopyası için negatif, pozitif kalıp kopyası için ise pozitif olmak zorundadır. Bu orijinaller reprodüksiyon atölyelerinde hazırlanır. Filmlerin hazırlanması, kamerada ilk çekim şeklinde olabilir veya kontakt kopya şasesinde çoğaltma yapılarak elde edilir. Pul, etiket ve ambalaj işlemlerinde olduğu gibi pek çok kopya gerekiyorsa, çoğaltma (repete) makinelerinde teksir yapılır. Yazılar, el dizgi veya sıcak dizgi ile dizilip bunlardan kâğıda baskı yapılarak elde edildiyse, kamerada filme alınır. Foto dizgi sistemi uygulanan matbaalarda ise, foto dizgi makinelerinden dizgi kâğıdı veya dizgi filmi, pozitif olarak çıkar. Ofset Baskı baskı makineleri için genellikle pozitif kalıp sistemi uygulanmaktadır. Bu sistem için uygulanan film montajı, çalışma kolaylığı sağlar. Pozitif rehberlerle daha kolay ayar yapılır. Hataların tespiti daha kolaydır. Ayrıca tramlı resimlerde renklerin üst üste oturtulması çok daha kolay olur. Negatif kalıpların baskıya dayanma gücü, albümin kopya sistemi uygulanırsa sınırlıdır.
Albümin kopya ile en çok 10 bin baskı yapılabilir. Negatif kopya sistemi, ülkemizde sadece rotatif ofsetle baskı yapan gazete matbaalarında uygulanmaktadır. Ancak onlar sentetik emaye kullandıkları için kalıp 60 ila 100 bin baskıya dayanır.
Kopya orijinallerinden beklenen nitelikler : Kaliteli kopya orijinalleri, yani tire ve tramlı filmler, ışığı tam geçiren ve hiç geçirmeyen bölümlerden oluşmalıdır. Yarım ton filmler kalıp kopyası için kullanılmaz. Gerek çizgi ve yazılar, gerekse tram noktaları tam siyah olmalı ve hiç ışık geçirmemelidir. Ayrıca şeffaf olan yerlerde her hangi bir ton bulunmamalıdır. Çizgi ve nokta kenarları keskin hatlı veya halesiz olmalıdır. Diğer bir deyimle, tramlı bir noktanın tüm alanı aynı yoğunlukta olmalıdır. Ancak bu şekilde hazırlanan filmin tüm değerleri kalıba eksiksiz olarak kopya edilebilir. Potasyum ferri siyanür çözeltisi yedirilip küçültülen noktaların merkez ve kenarları eşit yoğunlukta olmaz. Bu durumda bunlardan kontakt yolu ile negatif- pozitif kopya yapılmalıdır. Aksi halde kalıpta değer kaybı olur. Foto dizgi yolu ile elde edilen yazıların yoğunlukları, iyi bir kopya için idealdir ve negatif - pozitif kontakt yapmaya gerek yoktur.

•Ofset Kalıpları
HAzırlanan montaj folyeleri (Astrolonlar) ofset kalıp atölyesinde kalıp çekilmek üzere muhafaza edilir. Kopya edilecek olan ofset kalıplarının birçok çeşidi vardır. Bunları sırasıyla inceleyelim:

1) Çinko Kalıplar :
Kaba grenli olduğu için, ince tramlı, hassas kopyalar için elverişli değildir. Tire işler için daha uygundur. İnce tramlı işlerde noktalar kaba gren aralarında kalarak kırılır ve dolayısıyla kalite kaybı olur. Çinko kalıplarla ulaşılan tiraj, modern kalıplara oranla daha azdır. Çinko kalıplar, en eski metal kalıplardır. Çabuk okside olurlar. Bütün bu dezavantajları yanında çinko kalıplarının bazı iyi tarafları da vardır. Bunlarla baskı makinesinde ayar yapılırken bir miktar uzatılabilirler. Böylece küçük ayarsızlıklar düzeltilebilir. Ayrıca basılan kalıp yüzeyindeki resim silinip gren yapılarak yeniden kullanılabilir.

2) Alüminyum Kalıplar :
Bu kalıpların, hafif olması ve üzerlerine ince gren yapılabilmesi, dolayısıyla hassas işlere uygun olması, çinko kalıplara rakip olması için etken olmuştur. Alüminyum kalıplar, az emaye ile hazırlanabildiği ve az hazne suyuna ihtiyaç gösterdiği için de avantajlıdır. Baskıda orijinal nokta değerlerine büyük ölçüde sadık kalırlar. Nokta büyümesine yol açmaz. Az boya ile net, keskin resim verir. Çinko kadar olmasa da bir kaç kez silinip yeniden grenlenebilir.

3) Çok Metalli Kalıplar :
Çok metalli kalıplar iki veya üç değişik metal tabakanın birleşmiş şeklidir. Bu metal tabakaların, su ve boyaya olan reaksiyonları birbirleri ile zıttır. Boyayı kabul etmesi gereken yerlerde lâk yerine, bakır bulunur. Suyu tutması gereken yerler ise çelik, krom veya krom - çelik alaşımı ile kaplıdır. Çok metalli kalıplar yüksek tirajlı işlerin temiz ve boyaya doygun olarak basılabilmesine imkan verirler. Dezavantajları ise, teçhizat ve kalıp olarak pahalı olmaları, alüminyum kalıplara göre iki kat daha fazla zamanda hazırlanmaları ve tashih imkanının çok sınırlı olmasıdır. Bu kalıpların ayrı bir özellikleri de ancak bir defa kullanılabilmeleri, yani kullanıldıktan sonra silinip yeniden grenlenememeleridir. a. Bi - Metal kalıplar : Bunlar bakır, demir karışımı veya pirinç boya alıcı özellikte bir taşıyıcı tabaka ve onun üzerinde de bir krom tabakasından oluşurlar. Krom tabakası suyu kabul eder, fakat boya almaz niteliktedir. Oksidasyonu önlemek için zamklamaya gerek duyulmaz. Örnek: Krause'nin Bio-M kalıbı . b. Tri - Metal kalıplar : Bu kalıplarda teneke, çelik veya alüminyum taşıyıcı tabaka üzerinde bakır tabaka bulunur Bakırın üstünde de krom tabakası yer alır. Bu kalıpların Bi-metal kalıplarından farkı, taşıyıcı olarak ayrı bir metal plakanın kullanılmasıdır. Örnek: Krause Bio kalıbı, Schoemba firmasının eisentri kalıbı • Grenaj Çinko ve alüminyum kalıplar kopyadan önce grenlenir. Kalıplar daha önce hiç kullanılmamış da olsalar mutlak surette grenlenmeleri gerekir. Bunun sebebi şudur: Grenlenen kalıbın yüzeyi matlaşır ve bu yüzeyde çok küçük çukurluklar meydana gelir. Bu çukurluklar, hazne suyunun tutunabilmesini sağlar Kalıp grenlenmemiş olsa, hazne suyu kalıp üzerinde kalamaz. Dolaysıyla kalıp ton tutar. Tri-metal kalıpları, grenlenmeye ihtiyacı yoktur. En üstteki krom tabakasının yüzeyi zaten mattır, fakat hiçbir gren mevcut değildir. Bu kalıbın grensiz oluşu, ona az hazne suyu ile baskı yapabilme özelliğini kazandırır. Böylece en az tram noktaları çok keskin olarak basılabilir. Kalite avantajının yanında baskıya dayanıklı oluşu da Trimetal kalıplarının kayda değer bir özelliğidir.

Grenaj Yapımı :
Grenaj atölyesinde kalıp grenajı için ön silme aleti, grenaj makinesi, kalıp kurutma dolabı, yıkama küveti, kalıp muhafaza rafları, ön silme küveti,kontrol aleti bulunur. Önceden baskı yapılmış bir kalıbın tutulduğu işlemler : Kalıbın üzerindeki zamk yıkanarak çıkartılır. Baskıda kalan boya artıkları silinir. Lak sökücü ile kalıp üzerindeki lak temizlenir. Kum dökülüp ön silme aleti ile kalıp yüzeyi silinir. Su serpilir, kalıbın ön ve arka yüzeyinin suyu, rakle ile sıyrılır, süngerle silinir, kurutulur. Kontrol edilir, böylece kalıp yüzeyindeki resim tamamen silinmiş olur.Ön temizlik cihazının en önemli parçaları : Metal kasa, elektrik motoru, kablo, fiş, bir veya iki daire şeklindeki silici keçelerdir.

Grenleme Makinesi:
Grenaj makinesi, kalıp teknesi, askı tertibatı, elektrik motoru, bilye toplama ve muhafaza kutusundan oluşur.Ön silme işlemi yapılmış olan veya daha önce hiç kullanılmamış olan çinko kalıpların grenajı şu şekilde yapılır:Grenaj makinesinin büyüklüğüne göre 1,2 veya 4 kalıp, çalkalama teknesine bağlanır. Grenaj bilyeleri tekneye doldurulur. Bu bilyeler çinko kalıplar için 22 - 24 mm. çapında olur. Alüminyum kalıplar için ise 16 -18 mm. çapında bilye kullanılır. Motor çalıştırılır, su ve kum dökülür. Grenaj müddeti sona erince bilyeler çıkarılır. Kalıplar çözülür ve çıkarılır. Temizleme küvetinde fırçalanır, ön ve arka, rakle ile sıyrılır, süngerle silinir, kurutulur ve genel kalite kontrolü yapılır. Grenaj Yapımında Temiz Grene Tesir Eden Faktörler : Grenaj makinesinin hareket hızı: Bu hız dakikada 220 tur olursa ince gren elde edilir. Ayrıca çalkalama alanı 2,5 - 3 santim olmalıdır. Bilyeler: Hafif metal veya çelik bilyeler olabildiği gibi porselen veya cam bilyeler da kullanılabilir. Önemli olan bu bilyelerin tam yuvarlak ve aynı büyüklükte olmalarıdır. Grenaj Kumu: Grenaj kumunun sertliği çinko veya alüminyum metallere uygun olmalıdır. Kumun su ile karışım oranı iyi ayarlanmalıdır.Çinko grenlemede ilk kum grenaja başlarken atılır. Sonra 15 er dakika ara ile üç defa daha kum dökülür ve sonra su dökülür. Grenaj 60 dakika sürer. lüminyum kalıplarda ise ilk kum yine grenaj başlangıcında dökülür.

Sonra 15 er dakika ara ile iki kere daha kum verilir ve sonra su verilir. Böylece alüminyum kalıpların grenaj 145 dakikada biter. Bu süreler daha kısa tutulursa kaba gren elde edilir. Daha uzatılırsa gren bozulur, kalıp düzlesin Bu itibarla grenajda süre çok önemlidir. Temizliği için çok konsantre asit kullanılmamalıdır. % 2 lik asetik asit yeterlidir. Grenajdan sonra kalıbın hemen silinip kurutulması büyük önem taşır. Aksi halde kalıp oksitlenebilir.Grenaj çalışmaları ülkemiz için güncelliğini sürdürmektedir, çünkü bir çinko kalıp takriben 20 - 30 defa kullanılabilmektedir. Alüminyum kalıplar ise 5-6 defa silinip yeniden grenlenebilmektedir. Şu halde grenaj bizim için halâ yeni kalıptan ekonomiktir. Avrupa'da çinko kalıplar, kalite yetersizliğinden dolayı hemen hemen kalkmıştır. Alüminyum kalıplar ise bir kez kullanıldıktan sonra fabrikaya iade edilmekte veya hurdacıya satılmaktadır. Dolayısı ile kalıp atölyeleri veya matbaalar artık grenaj işi ile uğraşmamaktadırlar.Ülkemizde, Avrupa'da olduğu gibi alüminyum kalıbı bir defa kullanıp atan, daha doğrusu hurdacıya gönderen sektör veb ofsetle baskı yapan gazete matbaalarıdır. Onlar 0,20 mm. gibi ince alüminyum folye kullandıkları ve bu folyeler baskıdan sonra makineden çıkarılırken kırıldığı için tekrar kullanılmaz duruma gelirler. Avrupa'da çok yayılmış olan eloksal kalıplar yepyeni bir grenaj sistemi ile oluşmaktadırlar. Kalıpların yüzeyleri bir kaç mikron kalınlığında oksit tabakası ile ve elektroliz yolu ile kaplanırlar. Grenler gözle görülmeyecek kadar incedir. Çok iyi sonuç verir. Tirajı yüksektir. Kalıp baskıda oksitlenmez ve dolayısı ile ton tutmaz. Zamklamaya gerek yoktur. Ülkemizde genelde kullanılmayan bu kalıplar şu isimlerle satılmaktadır: Eggen Firması: Elan kalıpları, Schoembs firması; Seal ve Hogter firması; Lithal Algraphy Limited Şirketi; Silver - Slal ve Süper, duraplate kalıpları. Bu kalıplara genel olarak ELOKSAL KALIPLAR diyoruz.

Ofset Kalıplarının Kopyası:
Ofset kalıp kopyası esas olarak iki şekilde olur. Bunlar negatif ve pozitif kalıp kopya sistemleridir. Negatif kopya sisteminde orijinal olarak negatif montaj kullanılır. Pozitif kopya da pozitif montaja gerek duyulur.Negatif kopyada kalıbın poz gören kısımları sertleşir. Poz görmeyen yerler ise banyo esnasında çözülür. Genellikle küçük ofset makineleri için hazırlanır. Büyük ofset ve zor işler için elverişli değildir,çünkü negatif montaj yapımı zordur. Kontrolü çok büyük dikkat ister. Ayrıca önemli bir faktör olarak belirtmek gerekir ki negatif kalıpların baskı tirajı pek yüksek değildir. Emaye, albümin ve amonyum bikromat karışımı olduğu için çok dayanmaz. Emaye turnete döküldükten sonra hemen poz vermek gerekir, aksi halde albümin (yumurta akı) emaye hassasiyetini kaybeder, bozulur. Tirajı hiç olmazsa 10 -15000 e çıkarabilmek için gerek emaye hazırlanırken ve gerekse kalıp çekimi ve baskı sırasında büyük titizlik gerekir. Bu alanda ancak emayeli negatif kalıplar kullanım alanı bulabilmektedir.

Neğatif Sistemin Uuygulanması:
Plakaya turnette emaye dökülür. Kuruyunca negatif film ile pozlandırılır. Pozlanan kısımlar sertleşir. Bu kısımlar ilerde boya alıp baskı yapan kısımlardır. Sonra kalıp yüzeyine yağlı, siyah boya sürülür, daha sonra su ve tamponla banyo yapılır. Bu sırada poz görmeyen yerlerdeki emaye çözülüp, kalkar. Kalıp üzerinde kalan emaye asıl baskıyı yapan element olarak mekanik etkilere dayanma gücü azdır. Baskı tirajı yükseldikçe tram noktaları genişler. Montaj zorluklan ve nokta değişkenlikleri de sistemin diğer zayıf taraflarını oluşturur. Ancak emayeli negatif hazır kalıplar küçük ofsetler için yeniden aktüel olmakla birlikte, ülkemizde hemen hiç kullanılmamaktadır.
Sürme Kopya Sistemi (WİPE ON): Bu sistem özellikle web ofsette basılan gazetelerin hemen hepsi tarafından uygulanmaktadır.Sentetik karakterde olan hassas emaye iki bölümlü olup, karıştırılarak hazırlanır ve grenlenmiş kalıp üzerine süngerle sürülür. Kurutulduktan sonra negatif filmle vakumlu şasede pozlandırılarak el ile veya makinede banyo edilir. Siyah renkli olan banyo aynı zamanda kalıbı renklendirmiş olur.

Daha sonra kalıp zamklanarak baskıya hazır hale gelir. Kullanılan emaye organik olmayıp sentetik olduğu için bu kalıp hazırlama sistemi 60 -100 bin tiraja ulaşılmayı sağlar. Baskıda iyi kâğıt kullanılır ve uygun şartlar da sağlanırsa tiraj daha da arttırılabilir. Klasik kalıp kopya sistemlerinde emaye dökme işlemi çok büyük dikkat isterken, sürme kopyada markalar arasında farklılık olmakla birlikte süngerle emaye sürülürken özel itinaya pek gerek duyulmaz.

Pozitif Kopya:Yakın zamana kadar Arap zamkı ve bikromat karışımı bir emaye kullanılırdı. Artık bu tertip emayeler, yerlerini polovinilalkol esasına dayalı sentetik emayelere terk etmektedir. Her iki sistemin uygulanışı birbirine çok benzer. Uygulama Önce kalıp asetik asit veya fosforik asit çözeltisi ile temizlenir. Emaye turnette dökülür. Döküm el ile yapılabileceği gibi döküm aparatı ile de yapılabilir ve daha muntazam olur ve kalıpta eşit emaye kalınlığı sağlanır. Kuruyan kalıp pozitif filmle vakumlu şasede pozlandınlır. Işık gören kısımların sertleştiği kalıp su veya asitli eriyikle banyo edilir. Biz buna "açma banyosu" da diyoruz. Bu sırada kalıptaki poz görmeyen kısımlar çözülüp kalkar.
Kalkan kısımlar asit çözeltisi ile derin yedirilir. Böylece 1-2 mikronluk derinliğe inen yerlere daha sonra sürülen lak yerleşir. Asıl, boyayı alıp baskı yapan kısımlar bunlardır. Yalnız lak sürmeden önce gerekli kısımlar tashih edilir. Laktan sora kurutulan kalıp boya ile karartılır. Poz ile başlangıçta sertleşmiş olan emaye,asitli eriyikle kalıptan sökülür. En son olarak zamk sürülen kalıp, baskı için hazır hale gelmiş
olur.Görüldüğü gibi pozitif kopyada emaye, negatif kopyada olduğu gibi baskı yapmak için kullanılmaz, bilakis laktan sonra çözülüp atılır. Bu önemli fark, pozitif kopyaya; Yüksek tiraj,
mekanik etkilere ve sürtünmeye, karşı dayanıklılık sağlar. Lak, kalıbın derinliğinde daha sağlam oturma imkanı bulur. Ton değerleri daha iyi elde edilir. Tram noktalarında keskinlik
sağlanır. Kullanılan film montajı pozitif olduğu için, daha seri çalışılır. Pozitif Kopyada Kullanılan Emaye Çeşitleri 1) Asit banyolu emayeler
Avantajları: Tam siya
h olmayan tram noktalan banyo edilebilir, yani banyo vasıtası ile işi kurtarmak mümkündür. Dezavantaj: olarak bu emayelerin ısı ve rutubetten çok etkilenmeleri gösterilebilir. Bu durumda kalıp uçar, yani resim ya kalkar veya açmakta zorluk çekilir. Ayrıca burada banyonun da ek masraf doğurduğuna değinmek gerekir. Bu kalıplara verilen poz süresi daha uzundur. Poz ve açma süresi resim kalitesine tesir eder 2) Su ile açılan emayeler Asit banyolu emayeler Arap zamkı gibi tabii maddelerle hazırlanır. Su ile açılan emayeler (Sentetik emayeler)
Avantajları: Klima değişikliklerinden etkilenmezler. Elde edilen resim biraz daha kontrast olur. Kısa poz ile sonuç alınır. Banyo su ile yapıldığı için masraf gerekmez.Ülkemizdeki kalıp eczası imâl eden firmalar asitle açılan tabii emayeler üretmektedirler.
Emayesi Dökülmüş Hazır Kalıplar Kalle (HOECHST AG) ve 3 M. Company gibi fabrikalar tarafından fabrikasyon olarak hazırlanıp pazarlanan bu kalıplardan ülkemizde en çok tanınanı ozasol (Kalle) kalıplandır. Tabanı alüminyumdur. Negatif ve pozitif çalışanları vardır. Hazırlanması çok basittir.Negatif hazır kalıp (Ozasol N2 veya 3 M-ERL) 3-5 dakikada poz verilir. Poz gören kısım sertleşir. Diğer kısımlar banyoda çözülür. Yıkanır, fiksaj edilir. Karartma sürülür, tashih yapılır. Zamklanır, baskıya hazırlanır.Pozitif hazır kalıp (Ozasol P4 3 M-8P veya Eggen SE) 8-10 dakikada pozlandınlır. Pozlanan kısımlar banyoda çözülür. Diğer işlemler negatif kalıpta olduğu gibidir. Negatif kalıpların baskı tirajı takriben 10.000 kadardır. Pozitif kalıplar ise takriben 40 - 60 bin tiraja ulaşır.
Hazır emayeli kalıpların avantajları
- Kalıp kopya çalışmalarının basit ve çabuk oluşu.
- Isı ve rutubetten etkilenmeyişleri.
- Depolanabilmeye uygun olmaları.
- Emaye tabakalarının ve hassasiyetlerinin standart oluşu. Ofset Kalıplarının Makine ile KopyasıKopya makinesi üzerine ofset kalıbının yerleştirildiği geniş bir taşıyıcı tabandan ve ışık kaynağının yer aldığı başlıktan oluşur. Her iki bölümün arasında film çerçevesi bulunur. Kare biçimindeki başlığın yanlarında milimetrenin 1/100 hassasiyetinde hareket ettirilebilen ölçü skalaları mevcuttur. Makine ile kopya yapımında amaç, tek film ile kalıp üzerine birçok kopyanın aynı ton değerinin muhafaza edilerek yapılabilmesidir. Her kopyadan sonra film çerçevesi, filmin boyu kadar ileri geri veya yana doğru kaydırılıp tekrar pozlandırma yapılır. Poz verilirken film kenarları kapalı olduğu için yalnız film üzerine ışık düşer. Kaydırma işlemi mekanik veya elektronik olarak yerine getirilebilir. Bu konu, hassas ayar temini için çok önemlidir.
Elektronik sistemle çalışan makinelerin program ünitelerine, gerekli tüm bilgiler, programlayıcı operatör tarafından önceden hesaplanarak verilir. Buna "Hareket planının hazırlanması" denir. Bundan sonra çoğaltma işlemine geçilir.Kullanılan ışık kaynağı ksenon, cıva buharlı veya metal halojen lambalardır. Film çerçevesinin kalıpla teması mekanik basınç ile veya vakum ile sağlanır.
Kullanılan kalıplar genellikle emayeli hazır kalıplardır.Bunlar daha hassas emayeli oldukları için az pozla sonuca daha çabuk ulaşılmış olunur.Kopya makinelerinin kullanım alanları ve avantajları : Kopya makinelerine, repete makineleri veya çoğaltma makineleri de denir. Teksirleri gereken pul, zarf, etiket ve genellikle ambalaj sanayi için kullanılan basım malzemelerinin kalıba kopyası bu makinelerde yapılır. Kopya işlemi film üzerinde yapılabilir. Bu takdirde ışık kaynağının gücü daha düşük olur.
Avantajları: Film, astrolon, kimyevi maddeler ve montaj zamanından tasarruf sağlanmış olur. Ayrıca ayar hassasiyeti sağlanmış olur.

Kopya Hatalarından Birkaç Örnek
1) Çok ince noktaların kaybolması:Emaye çok kalın dökülmüştür. Çok uzun poz verilmiştir.
2) Kalıbın banyoda açılmaması:Kalıp ışık almıştır. Poz fazla gelmiştir. Emaye çok sıcakta kurutulmuştur. Banyo çok soğuktur.
3) Kalıbın yer yer veya hafif tonlu olması:Emaye çok ince dökülmüştür. Kalıp oksitlenmiştir. Çalışma esnasında kalıp yeterince kurutulmamıştır.
•Kopya Atölyesi Donanımı
Turnet:Bir kopya atölyesinde, emaye dökmek için turnet bulunur. Turnetin dikey, yatay ve yarı dikey olanları mevcuttur. Bunlar bir taşıyıcı taban üzerinde durur. Ana gövde paslanmaz nitelikte olmalıdır. Ana gövde içinde haç şeklinde "kalıp tutucu" vardır. Genellikle çift kapaklı ana gövdenin kapak içlerinde ısıtıcı resiztanslar yer alır. Ön veya yan tarafta kumanda tablosu bulunur. Burada devir sayacı, devir ayarlayıcı, termometre, fren tertibatı ve kalıp yıkamak için telefon duş tertibatı yer alır.
Son yıllarda, turnetler değerlerini biraz yitirmişlerdir. Çünkü hazır emayeli kalıplar ve sürme kopya sistemi çok rağbet görmektedir.

Kontak Kopya Şasesi:Dikey ve yatay çalışanları vardır. Hepsinin amacı, montaj astralonunun emayeli kalıp ile vakum altında pozlanmasını sağlamaktır. Vakum basıncının ayarlı olması, poz saatinin fotosel ile çalışması ışık kaynağının ksenon veya ark cinsinden yüksek Kelvinli olması ve kullanılan vakum camının yeterince kalın ve kristal cam olması yararlıdır. Kullanılan ışık kaynağı 3-5 kilovat gücünde olmalıdır ki, kalıp poz süresi çok uzamasın. Açma Masası: Kalıbın banyo edilmesi için gereklidir. Masanın yan duvarları su sıçramasını önlemek için yüksek tutulur. Taban üzerinde plaka yerleştirilen kısımda bir ızgara bulunur. Yıkama işlemi telefon duş tertibatı ile yapılır. Akıtılan su ve banyo artıklarının kolay tahliye bilmesi için tahliye borusunun yeterli genişlikte olmasında yarar vardır. Bi-metal ve Tri-metal kalıplar için kullanılan açma masasında ayrıca zehirli gazların tahliyesi için tertibat mutlak gereklidir.

Diğerleri:

Kalıp atölyesinde, saydığımız cihazlardan başka, kalıp abdek, laklama masaları, kurutma dolabı veya vantilatörü, muhafaza dolapları, montaj dolapları, ecza muhafaza dolapları bulunur. Ayrıca lastik rakleler, pamuk, ispirto gibi temizlik malzemeleri, fırça, huni, tampon, mezür, filtre ve benzeri malzemeler kalıp atölyesinin tamamlayıcı malzemelerini teşkil eder.Kalıp atölyesini aydınlatan ışıkların sarı flüoresan olması gerekir. Temizliğe özellikle önem verilmelidir. Kalıp atölyesinde kaybedilen zaman baskı atölyesinden daima daha ucuza mal olur. Bu itibarla kalıp hazırlanırken titiz davranılmalıdır ki, baskıda herhangi bir pürüzle karşılaşılmasın.